Bir film bulma

GRRM - 2007 Söyleşileri

2020.07.29 15:08 griljedi GRRM - 2007 Söyleşileri

- Bir sene önceki söyleşide ifade ettiği “Cersei-Dany paralel” meselesini şimdi anladım. Kargaların Ziyafeti ve Ejderhaların Dansı aslında tek bir kitap idi ve bazı şartlar yüzünden hikayede genişleme vb. olarak ikiye bölündü ve doğal olarak bazı sahneler de yeniden yazıldı. GRRM, bu olayda en çok Cersei ve Dany arasında çizdiği parallel sahneler yüzünden yas tutuyormuş. Ekleme imkanı olmamış anladığım kadarıyla. Üzücü olmuş gerçekten, görmek isterim.
- Doğrudan kitaplarla ilgisi yok ama eklemek istedim. 2007 yılına gelindiğince HBO ile dizi anlaşması yapılmış durumda; o sene içinde yazın pilot bölümü çekmeye başlayacaklarmış ve GRRM, HBO olduğu için mutlu olduğunu ifade ediyor. Eklememiştim ama geçmiş yıllarda da dizi/film uyarlaması soruları sorulmuş ve GRRM’in gönlünde yatan kanalın HBO olduğunu birkaç kez öğrenmiştik. Sanırım D&D’nin en büyük ayartıcı özelliği HBO’yu GRRM’e sunması oldu, bu yüzden kabul etmiş olsa gerek. Cersei karakteri için Nicole Kidman’ı istermişti ama ona benzer erkek oyuncu yok diye pek mümkün görünmediğini düşünmüş (Çok emin değilim ama başka bir yerde de Tazı karakteri için Ron Perelman’ı düşündüğünü ifade etmişti sanırım). Söyleşilerden birinde D&D ile katılmış, onların sözlerine katlanamadığım için geçtim ama GRRM’in ifade ettiği bir cümleyi çok ironik buldum; Dan ve David’in önünde kalmam lazım; dizi, kitapları yakalarsa bu çok utanç verici olur(ne yakalaması, geçti, geçti!).
- Ejderhaların Dansı’nda yeni bir POV karakteri göreceğimizi söylemiş ama kim olduğunu ifade etmemiş (Melisandre) ama bu eklenecek son yeni POV karakteriymiş ve bundan sonra da POV listesini azaltmaya niyetli ki önceki yıllarda da bir sürü POV karakterini öldüreceğini ifade etmişti, sanırım 9’a indirmek gibi bir niyeti vardı.
- Ejderhaların, geleneksel betimlemelerin aksine, 2 ayağı olmasını tercih ettiğini çünkü kanatlı hiçbir hayvanın dört ayağının olmadığını ifade ederek geleneksel betimlemelerin onu, bu yönden rahatsız ettiğini söylüyor. Ejderhalar zeki ama Tolkien’in ejderhları gibi konuşmaya falan başlamayacaklar. Targaryenler “ateş ve kan “ ile yönetiliyor ve bu, ejderhaların temsil ettiği şeydir.
- Cersei ve Daenerys, paralel karakterler olarak tasarlanmıştır; ikisi de erkek egemen bir dünyada bir kadının nasıl yönetebileceğini farklı yaklaşımlarla keşfetme sürecindedir.
- Gölge kedilerin boyutu, kaplan ve dağ aslanlarının arasında bir şey.
- Kitap... 1991 yılında çalışmaya başladım. Aslında ilk başta bir bilim kurgu romanı üstünde çalışıyordum, o sıralar Hollywood’da çok fazla iş yapıyordum ve yaz aylarında boştum, o dönemlerde kitaplarımı yazıyordum. 70-80 sayfa yazdıktan sonra aklımda GoT’un ilk bölümü olan “karda kurt yavrularını bulma” sahnesi canlandı. Bu yazma konusunda büyük bir dürtü verdi ve ben de ertesi gün bunun üzerine çalışmaya başladım, mevcut çalıştığım romanın bir parçası değildi ama kağıda dökmek zorundaydım. Sonraki bölümün de ne olacağını bildiğimi fark ettiğimde bir zaman sonra bilim kurgu romanı unutup tamamen bunun üstünde çalışmaya başladım. Bir noktadan sonra 3 ya da 4 bölüm sonra Westeros’un ilk adımı olan haritamı çizdim(ilk versiyonu). Böylece dünya ve hikaye beraber yan yana büyüdü.
- GRRM, kendini Lord Byron tarzı klasik bir romantik olarak tabir edebileceğini söyledi.
- Buz ve Ateş Şarkısı'nda Westeros dünyasının en göze çarpan yönü, mevsimler; mevsimlerin uzun ve rastgele doğasıdır. Mevsimlerin neden böyle olduğunu anlamaya çalışan okuyuculardan yıllar boyunca bir dizi hayran mektubu aldım. Uzun teoriler geliştiriyorlar: belki de çok yıldızlı bir sistemdir ve eksenel eğim nedir, ama şunu söylemeliyim ki, “İyi deneme çocuklar, ama yanlış yönde düşünüyorsunuz.” Bu bir fantastik seri. Sonunda hepsini açıklayacağım ama bunun bir fantastik açıklaması olacak. Bilim-kurgu açıklaması olmayacak.
- WT: Bir fantezide, hikâyenin bilimsel değil doğaüstü veya efsanevi bir çekirdeğe sahip olması gerekir.
GRRM: Evet, doğru, kesinlikle.
- Kahramanlar ve kötü adamlar kavramı George'un görüşüne göre yanlış bir ikiliktir. Gerçek insanlar iyi ve kötünün bir karışımıdır.
- Tüm karakterler tehlikede.
- Kitaplarda görünürde (kanlı canlı görünen bir) tanrı olmayacak ve okuyucu tanrı olup olmadığına kendi karar vermek zorunda kalacak.
- Kitaplar bittikten sonra, Robert'in İsyanı'nın o kadar ayrıntılı bir açıklaması olacak ki bir tanıtım/gösteri gerekli olmayacak veya en azından çok az şüpheye sahip olacağız.
- Panelin bir noktasında GRRM, birçok fantezi hikayesinde çeşitli ırkların tek bir kişilik tarafından nasıl tanımlanmasını beğenmediğini söyledi; yani tüm orklar kötüydü, tüm elfler akıllı vb. Şeyler; oysa, bir ırk içindeki çeşitli kişilerin farklı kişilikleri, bakış açıları vb. olması daha gerçekçi olur. Bazı kıvrak zekâlı izleyiciler ona bu fikrin kendi kitaplarında Ötekilere nasıl uygulandığını sordu, " Buna cevap vermeyeceğim. " dedi. (GRRM, aşk olsunnnn. :) )
- GRRM, tüm Stark çocuklarının warg olduğunu söyledi. Diğer şeyleri de warglayabilirler ama Bran, bu konu üstünde çalışan tek Stark.
- Ejderhaların Dansı’nın A kısmı (ilk kısmı) aslında 2005 yılında bitmiş; Kargaların Ziyafeti bittiğinde de elinde kısmen bitmiş ikinci bir kitabı varmış. Kısmı bitmiş kitabı tamamlamam umduğumdan daha fazla sürdü, diyor.
- Sansa’nın Tazı sahnesini yanlış hatırlaması tekrar sorulmuş. “Bir yazım hatası değil. Bu bir şey! [Gülüyor] “Güvenilmez anlatıcı” buradaki anahtar kelime. İkinci sahne Sansa’nın düşüncelerinden. Ve bu onun hakkında psikolojik olarak ne gösteriyor? Bu şeyler hakkında ince olmaya çalışıyorum.”
- Arya, kurdunu geri alacak mı sorusuna “okumaya devam et, kendin öğren” cevabı geliyor, her zaman ki gibi(kitabı bitir de öğrenelim okuyup).
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.04.27 05:01 babanindusmanlarini Post-Covid-19 Pnömoni Yaklaşımı???

Önsöz: Bu yazı biraz deneme tadındadır. Dediklerimin bilimsel desteklenmesi konusunda bu yüzden hassas davranmadığımı önden kabul etmenizi rica edeceğim.
Şimdi pnömoni insidansı ort popülasyonun yaklaşık yüzde 1, gerek acilde gerek normal pol'de karşımıza çıkıyor yani öyle ya da böyle (öğrenciler için çıkacak diyelim, düşünenler-diğerleri için de s.a. diyelim devam edeyim). Şikayetiniz nedir, öksürüyorum. Acile gelen her iki hastadan biri zaten öksürüyor (şikayet olarak, yoksa sadece eyleme bakarsak hepsi) Anamnez alınıyor, boğaza bakıyorsunuz ve diyorsunuz sizi bi dinleyelim. Sonucunda aklınızda bir fikir oluşuyor bu hastanın ASYE olma ihtimali var bir film isteyeyim diye. Film düşüyor sisteme, bir şeyler görüyorsun; kesin istediğin kan testlerine karıp bakıyon. Yatırılması için bir sebep yok (%50'den fazla ihtimalle), reçeteyi raporu yaz, kontrole çağır, acildeysen de de ki göğüs hastalıklarına kontrole git. Sebep varsa yatır. Yatırma konusuna dağılmamak için pek girmeyeceğim.
Seyir budur aşağı yukarı, en azından pandemiden önce. Şimdi pandemi konusunda aklımda beliren ilk soru işareti şu, pnömonilerde etkeni bulma konusunda nasıl bir hassasiyet göstereceğiz? Çünkü yaklaşım çoğunlukla ampirik tedavi ile birlikte klinik şikayetlerin takibi oluyordu, olmadı en sonunda bir film isteriz. İyileştiyse ne ala, iyileşmediyse bi tomografi kültür falan bakalım artık, hatta kötüyse hastanın durumu bi yatıralım. Pandemi sürecinde ama öncelikli hedefimiz PCR ile virusun saptanması oldu, ondan öncesinde de tomografiyle AC'nin değerlendirilmesi. Toraks BT endikasyonları acil servis gevşetse de biraz burnu havadadır, ağır pnömoni, etkeni saptamanın önemli olduğu durumlar, ampirik tedavi çalışmaz vs. bi bt çektirirsin. Peki bu salgından sonra özellikle atipik bir pnömoni ayırıcı tanıya girince tomografi isteyecek miyiz? Rutinimiz mi olacak? Özel grupların ya da radyasyon dozunun muhakememize etkisi ne olacak?
Peki ya ampirik tedavi yaklaşımı? 2009 H1N1 salgınıyla birlikte düşünüyorum, 2 pandemi de kendini viral pnömoni olarak gösterdi özellikle mortalite açısından. Viral hastalıklarda genel yaklaşım aşısını bulmak üzerine ancak viral etkenler toplum sağlığını tehdit etmeye devam ederse acaba antiviral terapilerde yaklaşımımız nasıl olacaktır. Örneğin yanılmıyorsam 2011'de oseltamivirin immünkompromize hastalar dışında hastalığın seyrinin ilk 48 saatinde başvuran grip hastalarına da verilmesi önerildi. Pandemi sonrası oluşan odak sonrası getirilen bir yaklaşım olarak yordum bu durumu. Belki de gelecekte ampirik tedavide bundan sonra bir antiviral da görebiliriz özellikle atipik vakalarda.
Bu dediklerim belki de yapılan-yapılmış-yapılacak pek çok çalışma tarafından çürütülecek ya da istatistiksel olarak anlamsız bulunacak ama düşünmeye değer buldum, ilgilenene de sorarım fikriniz nedir?
Not: Yatırma konusuna pek girmememin sebebi etkenden bağımsız sepsis, ARDS, seyir takibi, solunum desteği, bulaşıcılık kontrolü yaklaşımı pek değişmiyor.
Kaynakça:
https://www.klimik.org.twp-content/uploads/2017/05/TOPLUM-K%C3%96KENL%C4%B0-PN%C3%96MON%C4%B0LERDE-RADYOLOJ%C4%B0K-YAKLA%C5%9EIM-%C3%87etin-Atasoy.pdf
http://www.solunum.org.tTusadData/Book/555/1712017101925-Pnomoni_Kitabi.pdf s.66-81
submitted by babanindusmanlarini to gencdoktorlar [link] [comments]


2020.04.13 17:26 korsanfilm88 korsanfilmizle.com

İnternet üzerinden film izlemek isteyenler, doğru kaynakları bulma konusunda büyük zorluk yaşıyor. Reklamdan geçilmeyen siteler, patlamış playerlar, altyazısız veya dublajsız filmler ve daha da önemlisi kalitesiz görüntüler ile muhatap oluyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak için yayın hayatına başlayan korsanfilmizle sitesi ile binlerce filme kesintisiz bir şekilde ulaşabiliyor hem Türkçe dublaj hem de altyazılı olarak izleme imkanına sahip oluyorsunuz. Yerli veya yabancı film izlemek için korsanfilmizle adresi tam da size göre. Hemen tıklayın, reklamsız ve full hd kalitede film dizi keyfini çıkarın! https://www.korsanfilmizle.com/
submitted by korsanfilm88 to u/korsanfilm88 [link] [comments]


2020.04.11 15:11 Taraftarium24hd Karayip Korsanları Filmi Türkçe Dublaj izle

Karayip Korsanları Filmi Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti izle Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi Full HD Tek Parça izle

Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti izle, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Fragmanı Full hd tek parça izle

https://preview.redd.it/dk48xmxcu6s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=0118ed007ff76a923a218f0d3601c88310b63623
Filmin Yönetmeni: Gore Verbinski
Filmin Oyuncuları: Johnny Depp, Geoffrey Rush, Keira Knightley
Filmin Türü: Aksiyon, Fantastik
Filmin Vizyon Tarihi : 31 Ekim 2003
Filmin Süresi : 2 Saat 23 Dakika
Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi konusu: Karayip Korsanları 1: Siyah İnci’nin Laneti, dünyalar güzeli bir genç kızı kurtarmaya çalışan korsan Jack Sparrow ile demirci Will Turner'ın maceralarını beyaz perdeye yansıtıyor. Vali Swann'ın 12 yaşındaki kızı Elizabeth, Jamaica'ya gitmek için çıktığı bir deniz yolculuğunda bir gemi enkazına rastlar. Bu enkazdan kurtulan tek kişi küçük bir oğlan çocuğu olan Will'dır. Elizabeth, küçük çocuğun boynunda gördüğü altın madalyondan onun bir korsan olduğu fikrine varır ve madalyonu alarak saklar. Bu olaydan seneler sonra Elizabeth, acımasız bir korsan olan Barbossa tarafından kaçırılır. Çılgın fakat iyi kalpli bir korsan olan Jack Sparrow, Elizabeth'in çocukluk arkadaşı Will Turner'la güçlerini birleştirir ve birlikte genç kadını kurtarmaya çalışırlar. Ancak gizemli madalyon, hayalet gemiyi harekete geçirmiş ve gizemli incinin lanetini canlandırmıştır.
Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Tek Parça 1080p 720p izle
Bir hayli üçkağıtçı ama bir o kadar da sempatik Kaptan Jack Sparrow’un (Johnny Depp) korsanlık kariyeri, ezeli düşmanı kurnaz Kaptan Barbossa’nın (Geoffrey Rush) gemisi Siyah İnci’yi kaçırmasıyla altüst olur. Üstüne üstlük Kaptan Barbossa, Port Royal kasabasına düzenlediği saldırıda, belediye başkanının güzeller güzeli kızı Elizabeth’i (Keira Knightley) kaçırır. Hem kızı kurtarmak hem de Siyah İnci’yi geri alabilmek için Elizabeth’in çocukluk arkadaşı Will (Orlando Bloom) ve Jack birlikte hareket etmeye karar verirler. Will’in hiç bilmediği ise lanetli bir hazinenin Barbossa’nın kaderini değiştirdiği, onu ve mürettebatını sonsuza dek ölümsüz kılarak yaşamaya mahkum ettiğidir.
Film izle LİNK: Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi Full HD izle
Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi izle, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Tek parça izle, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Full hd izle, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi konusu, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi 720p izle, Karayip Korsanları 1: Siyah İnci'nin Laneti Filmi 1080p izle, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Filmi, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Filmi izle, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Tek parça izle, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Full hd izle, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Filmi konusu, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Filmi 720p izle, Pirates of the Caribbean 1: The Curse of the Black Pearl Filmi 1080p izle,
Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı izle Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi Full HD Tek Parça izle

Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı izle, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Fragmanı Full hd tek parça izle

https://preview.redd.it/lwa1s4geu6s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=20a79a4368b9cac55c29432426eae36fc8c9a570
Filmin Yönetmeni: Gore Verbinski
Filmin Oyuncuları: Johnny Depp, Orlando Bloom, Keira Knightley
Filmin Türü: Macera, Aksiyon, Fantastik
Filmin Vizyon Tarihi : 14 Temmuz 2006
Filmin Süresi : 2 Saat 31 Dakika
Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi konusu: Serinin devamı niteliğindeki filmde, usta birer kılıç savaşçısı olan korsanların dünyasına yeniden misafir oluyoruz. Kaptan Jack Sparrrow’a, Uçan Hollandalı’nın kaptanı Davy Jones’a kan borcu olduğu net bir şekilde hatırlatılır. Davy Jones, cehennem kaçkını mürettebatı ile birlikte bir hayalet geminin kaptanıdır. Jack, borcunu zamanında temizlemezse, Davy’nin kölesi olarak hayatını sürdürmeye mahkum olacaktır. Jack Sparrow’un içinden çıkamayacağı güçlük pek görülmediği üzere illa ki bir çözüm üretecektir. Ölü Adamın Sandığı’nı ele geçiren kişinin, Davy Jones’u da hakimiyeti altına alabileceğini öğrenmesiyle işler karmakarışık bir hale bürünecektir.
Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Tek Parça 1080p 720p izle
Bu tür serilerden alışık olunduğu üzere, hep daha fazlasını vaat eden bir devam filmi olan Ölü Adamın Sandığı, seyircinin beklentilerini tam anlamıyla karşılıyor. İlk filmle akıllara kazınan tüm karakterleri yeniden gördüğümüz filmde; daha fazla aksiyon, daha fazla komedi, daha fazla karakteyaratık ve dolayısıyla daha fazla efekt var. Will Turner ve Elizabeth özgürlüklerinin peşinde koşarken, Kaptan Jack Sparrow yine borcunu ödemenin ve üzerindeki lanetten kurtulmanın yollarını arıyor. Bazısı ganimet, bazısı intikam alma, ama son tahlilde herkes bir sandığın içindekinin peşinde. Bu sandığın içinde öyle bir şey var ki, onu elde eden dünyanın tüm denizlerine hakim olabilecek. Gore Verbinski'nin yönetmen koltuğunda oturduğu filmin başrollerinde, yine Johnny Depp, Orlando Bloom ve Keira Knightley'i izliyoruz.
Filmi Tek Parça izle LİNK: Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi Full HD izle
Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi izle, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Tek parça izle, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Full hd izle, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi konusu, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi 720p izle, Karayip Korsanları 2: Ölü Adamın Sandığı Filmi 1080p izle, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Filmi, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Filmi izle, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Tek parça izle, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Full hd izle, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Filmi konusu, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Filmi 720p izle, Piretes of the Caribbean 2: Dead Man’s Chest Filmi 1080p izle,
Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu izle Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi Full HD Tek Parça izle

Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu izle, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Fragmanı Full hd tek parça izle

https://preview.redd.it/b1mbozagu6s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=6f2d458134d790d1e456e654af981e1c371e9547
Filmin Yönetmeni: Gore Verbinski
Filmin Oyuncuları: Johnny Depp, Orlando Bloom, Keira Knightley
Filmin Türü: Macera, Aksiyon, Fantastik
Filmin Vizyon Tarihi : 25 Mayıs 2007
Filmin Süresi : 2 Saat 49 Dakika
Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi konusu: Kaptan Jack Sparrow’u, Davy Jones’un sandığındaki akıllara durgunluk veren tuzaktan kurtararak özgürlüğüne kavuşturmaya kararlı olan Will Turner ve Elizabeth Swann, çaresiz bir şekilde Kaptan Barbossa ile zoraki bir ittifak yapmak zorunda kalır. Doğu Hindistan Ticaret Şirketi’nin kontrolünde olan Davy Jones’un tüyler ürperten hayalet gemisi Uçan Hollandalı, dünyanın bütün denizlerinde fırtınalar koparmaktadır. İhanet, vefasızlık ve dönekliğin gırla gittiği vahşi denizlere yelken açan korsanların yolu egzotik bir ülke olan Singapur’a düşer. Burada sempatik ve kurnaz bir mizaca sahip Çinli korsan Sao Feng ile buluşurlar. Dünyanın Sonu adı verilen, uzak doğu okyanuslarındaki nihai savaşta terazinin dengeleri ortada gibidir. Korsanların her biri yalnızca kendi hayatı ve kaderi için savaşmakla kalmayacak, aynı zamanda özgürlük ve korsan yaşam tarzının geleceğini kurtarma mücadelesi verecektir.
Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Tek Parça 1080p 720p izle
İkinci filmi ile dünya genelinde hasılat rekoru kırmayı başaran Karayip Korsanları 3: serisi, üçüncü film Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu ile 2007 yılının 25 Mayıs günü ülkemizde vizyona girmiş ve yine büyük bir izleyici kitlesi tarafından izlenmişti. Bütün çekimleri Amerika’da yapılan film, 335 milyon dolar değerinde çok büyük bir bütçe ile çekilmiş ve dünya çapında 970 milyonluk gişe yapmış. Seyirciyi fantastik macera ve aksiyona tam anlamıyla doyuran filmin yönetmeni, ilk iki filmi de yönetmiş olan Gore Verbinski'den başkası değil. Senaryosu Ted Elliott ile Terry Rossio ikilisine ait olan yapımda Johnny Depp, Orlando Bloom ve Keira Knightley’ı yine birlikte izliyoruz.
Filmi Full HD izle LİNK: Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi izle, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Tek parça izle, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Full hd izle, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi konusu, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi 720p izle, Karayip Korsanları 3: Dünyanın Sonu Filmi 1080p izle, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Filmi, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Filmi izle, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Tek parça izle, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Full hd izle, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Filmi konusu, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Filmi 720p izle, Pirates of the Caribbean 3: At World’s End Filmi 1080p izle,
Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde izle Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi Full HD Tek Parça izle

Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde izle, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Fragmanı Full hd tek parça izle

https://preview.redd.it/1j3hjishu6s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=eb96755861528e2c91409ebe884d0de48d5a7a19
Filmin Yönetmeni: Rob Marshall
Filmin Oyuncuları: Johnny Depp, Penelope Cruz, Geoffrey Rush
Filmin Türü: Macera, Komedi, Fantastik
Filmin Vizyon Tarihi : 19 Mayıs 2011
Filmin Süresi : 2 Saat 16 Dakika
Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi konusu: Kaptan Jack Sparrow, tehlikeli denizlerdeki bol aksiyonlu serüvenine serinin dördüncü filmi olan Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde ile geri dönüş yapıyor. Gençlik Çeşmesi'nin bulunması için İngiltere Kralı'na hizmet etmeyi kabul etmeyen Sparrow, şehre kendi adıyla mürettebat toplamaya uğraşan düzenbaz bir kaptanın geldiğini öğrenir. Sahte kaptanın peşine anında düşer, fakat karşısındakinin geçmişinde çok özel bir yere sahip olan dünyalar güzeli Angelica olduğunu fark eder. Angelica da Kral ile aynı şeyin, sonsuz yaşam vaat eden Gençlik Çeşmesi'nin peşindedir. Gençlik zamanlarından bir anının canlı hali olan sevgilisi ve Angelica'nın şimdiki sahtekar hali arasında gidip gelen kaptan Jack Sparrow, hiç beklenmedik bir anda kendisini korsan Karasakal’ın gemisi Kraliçe Anne’de tutsak düşmüş halde bulur.
Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Tek Parça 1080p 720p izle
Kralın tarafındaysa, tutsak düşen mürettebatı Gibbs ve ezelden beri rakibi Kaptan Barbossa, ellerine geçirdikleri bir haritadan yola çıkarak çeşmeye giden rotayı bulma ve ayin ritüelinin yapılması için gereken malzemeleri toplama uğraşındadır. Aynı hedefe doğru yola çıkan iki farklı korsanın yolu, hiçbir şey için gözyaşlarını feda etmeyen deniz kızlarını avlarken kesişir. Uluslararası bir oyuncu kadrosuna sahip dördüncü filmde, ikinci Kaptan Hector Barbossa rolüyle usta oyuncu Geoffrey Rush, Kaptan Jack’in eski dostu Joshamee Gibbs rolüyle Kevin R. McNally, güvenilir bir misyoner rolüyle Sam Claflin ve gizemli bir deniz kızı rolüyle Astrid Berges-Frisbey de yer alıyor. Yönetmen koltuğunda bu kez Rob Marshall’ın oturduğu Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde, serinin 3 boyutlu olarak beyazperdede gösterilen ilk filmi.
Film izle LİNK: Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi Full HD izle
Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi izle, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Tek parça izle, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Full hd izle, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi konusu, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi 720p izle, Karayip Korsanları 4: Gizemli Denizlerde Filmi 1080p izle, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Filmi, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Filmi izle, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Tek parça izle, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Full hd izle, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Filmi konusu, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Filmi 720p izle, Pirates of the Caribbean 4: On Stranger Tides Filmi 1080p izle,
Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı izle Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi Full HD Tek Parça izle

Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı izle, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Fragmanı Full hd tek parça izle

https://preview.redd.it/38p97pjju6s41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=32f576f3e2a457a4726a7e19de36298642223ea8
Filmin Yönetmeni: Joachim Ronning, Espen Sandberg
Filmin Oyuncuları: Johnny Depp, Javier Bardem, Brendon Thwaites
Filmin Türü: Macera, Fantastik, Aksiyon
Filmin Vizyon Tarihi : 26 Mayıs 2017
Filmin Süresi : 2 Saat 9 Dakika
Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi konusu: Çılgın maceraları ile gönlümüzde taht kuran, korsanların piri ama bir o kadar da şanssız Jack Sparrow, yelken açtığı denizlerde uğuldamaya başlayan kötü rüzgarları hisseder. Korkunç bir korsan olan Kaptan Salazar'ın emrindeki ölümcül hayalet korsanlar, denizlerdeki tüm korsanları öldürmüş ve Şeytan Üçgeni’nden kaçmayı başarmıştır. Hayatta kalmayı başaran tek korsan ise Kaptan Jack Sparrow'dur. Kaptan Sparrow, Salazar'ın gazabından kaçmak ve intikamından kurtulmak için Poseidon Asası’nın peşine düşer. Bu efsanevi asayı ele geçirebilmek için, çok güzel ve zeki gökbilimci Carina Smyth ve Kraliyet Donanması'nda görevli dik başlı, genç bir denizci olan Henry ile zorlu bir ittifak kurar. Küçük ve köhne gemisi Dying Gull’un dümenine geçen Jack Sparrow, bir yandan kötü kaderini tersine çevirmenin, bir yandan da şimdiye dek karşısına çıkan en çetin ve acımasız düşmandan kurtulmanın çaresini aramaya başlamıştır.
Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Tek Parça 1080p 720p izle
Yönetmen koltuğunda bu kez Espen Sandberg ve Joachim Ronning ikilisini gördüğümüz filmin senaryonu Jeff Nathanson kaleme almış. Oyuncu kadrosunda Johnny Depp ve Javier Bardem'e; Brenton Thwaites, Kevin R. McNally, Kaya Scodelario, Golshifteh Farahani, Stephen Graham, David Wenham ve Geoffrey Rush gibi isimler eşlik ediyor.
Fantastik Film izle LİNK: Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi Full HD izle
Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi izle, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Tek parça izle, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Full hd izle, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi konusu, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi 720p izle, Karayip Korsanları 5: Salazar'ın İntikamı Filmi 1080p izle, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Filmi, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Filmi izle, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Tek parça izle, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Full hd izle, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Filmi konusu, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Filmi 720p izle, Pirates of the Caribbean 5: Dead Men Tell No Tales Filmi 1080p izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.04.06 14:28 Taraftarium24hd ((Türkçe Dublaj)) Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 izle

((Türkçe Dublaj)) Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 izle
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 izle Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/1xe5iwydy6r41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=a5c68222d053ada6619e05e70c9b11c3ecaa53eb
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 izle, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: Bill Condon
Filmin Oyuncuları: Robert Pattinson, Kristen Stewart, Taylor Lautner
Filmin Türü: Fantastik, Romantik
Filmin Vizyon Tarihi : 18 Kasım 2011
Filmin Süresi : 1 Saat 57 Dakika
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi konusu: Bella, sonunda hayatının aşkı olan Edward ile evlenecektir. Hayallerinde canlandırdığı gibi bir balayı yaşar. Fakat balayından döner dönmez Bella’nın korktuğu şey başına gelir ve hamile olduğunu öğrenir. Hamilelik dönemi diğer annelerde olduğu gibi geçmeyecektir, Bella’nın bebeği normal bebeklere göre çok daha hızlı büyümektedir. Ayrıca çok ağır sağlık sorunları yaşamaya başlayacak. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, bir de bebeğin kötü şans getireceğini söyleyen ve kesinlikle doğmadan öldürülmesi gerektiğine inanan kurt adam sürüsü ile baş etmek zorunda kalacaktır. Ancak, bu noktada Cullen ailesinin tüm üyeleri bir araya gelir ve hem Bella’yı hem de doğmamış bebeğini korumak için birlikte hareket etmeye karar verecekler.
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Tek Parça 1080p 720p izle
Bella Swan ve Edward Cullen arasında geçen inanılmaz aşk hikayesinde sonun başlangıcına yaşıyoruz. Dünyada çok satan ve adeta bir kült haline gelen Stephenie Meyer'ın Alacakaranlık roman serisinden film perdesine uyarlanan son filmin ilk bölümünde, Bella ve Edward her tür sorunla mücadele ederek evlenmeyi başarır. Harika geçen balayı günlerinin ardından işler, Bella'nın hamile olduğunu öğrenmesiyle kötü bir hal alacaktır. Karnında taşıdığı bebek (ya da yaratık) henüz daha doğmadan hem kurtları peşlerine takmış hem de vampir akdini tehlikeye düşürmüştür. Oscar ödülü sahibi yönetmen Bill Condon’un yaptığı serinin dördüncü filmi, tutkulu bir aşk, sarsılmaz dostluk bağları, fedakarlık ve kendini yeniden bulma ekseninde şekil alıyor. Uyarlama senaryo ise senarist Melissa Rosenberg tarafından kaleme alınmış.
Film izle LİNK: Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi Türkçe Dublaj izle
Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi izle, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Tek parça izle, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Full hd izle, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi konusu, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi 1080P izle, Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 1 Filmi 720P izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.01.05 15:24 Cathessis Neden kafayı sıyırdım? Veteran zorlukta "Cathessis'in İmtihanı" oynanışı [Tek Part]

Neden kafayı sıyırdım? Veteran zorlukta
Bir süredir grupta pek aktif değilim, aklım başka yerlerde. Kafayı yedim, mantıklı düşünemez oldum. Oda arkadaşım sonunda başardı. Beni de kendi gibi psikopat yaptı. Uzun bir yazı oldu ama ben neler yaşadığımı hepiniz okuyasınız diye maddelere ayırdım ve onları parça parça atacağım. Kafam hala yerinde olmadığından ve internet bulma olanağım da zor olduğundan yorumlara bakamayabilirim. Tek seferde okumak isteyenler için de profilime sabitleyeceğim postu. Bir nevi pandaflix gibi düşünün, yayınlanmadan okuyabilirsiniz böylece.
Burada yazılanlar tamamen gerçektir...
Üzüm üzüme baka baka kararırmış derler.
Sizlere bir derdimi anlatacağım. Öyle bir dert ki, beni aylardır içten içten yedi bitirdi. Bu dönemin başından beri yurtta 3 kişilik bir odada kalmaktayım. Biri sessiz, sakin, kendi havasında takılan biri. Zararı olmasın da faydası olmasa da yeter benim için. Asıl sorunun diğeriyle. Benle aynı yaşta, ama hazırlık okuduğu için 1. sınıfta bu sene.
Bugüne kadar bu platformda kimsenin şahsına sövmedim, meyve tabağı yapılan annelerden bir lokma da ben almadım ama bu yazı tamamen saf duygularımı yansıtacak ve kendime engel olamayıp argo da konuşabilirim. Yazdığım şeyleri silip yeniden düzenlemeyeceğim. Sadece yazım yanlışı varsa düzelteceğim.
Uzun olduğundan okumak istemeyenler için her bir paragrafın sonunda paragrafın konusunu maddeleyeceğim. İzninizle başlıyorum yazmaya.
Öncelikle nasıl bir ortamda yaşadığımı anlayın diye odamın çizimini buraya atıyorum. Burada bahsedeceğim kişi ise sağ taraftaki yatakta yatan kişi, resimde yer almıyor. Ama odanın yapısını görürseniz mesafe olarak ne kadar yakın olduğumuzu da anlarsınız.
📷

Sol altta ben varım, sağımdaki de bahsedeceğim kişi.
📷
Her ne kadar iletişimim tek taraflı olsa da daha önceden insanlarla haşır neşir olduğumdan insan sarrafıyım diyebilirim kendim için. Yılın başında o çocuğu gördüğümde onun sorunlu biri olduğunu ilk bakışta anladım. Bunu tipine bakarak yapmadım tabi ki. Her sorunlu insanın farklı belirtisi vardır. Benim ondan anladığım ilk belirtiler odaya geldiği 5 dakika içerisinde sürekli kendi konuşmak istemesi, konuşmayı sadece soru sorarak yapması ama boş sorular sormasıyla başladı. Değişik mimikleri, soru sorarken sırıtışı, jestlerinin tuhaflığı onun sorunlu biri olduğunu destekledi. Okuldan odaya geldiğim 2 saatte bana "Kanka window kelimesinin anlamı ne?" gibi boş sorular sordu. Boş dememin sebebi İngilizce hazırlığı bitirmiş olması, yine İngilizce bir bölümde okuması ve benle dalga geçermiş gibi basit şeyleri SÜREKLİ sorarak beni sınaması, ayaklı sözlük olarak kullanmasıydı diyebilirim. Sonrasında o meşhur meditasyonlar başladı. Suratı kaskatı kesilerek bağdaş kurup duvara yaslanıyordu. Kulağında müzik falan yokken o şekilde 1 saate kadar duruyor, arada kendi kendine konuşup kahkaha atıyordu. Başlarda korktum, bu ne yapıyor ki diye düşündüm. Artık sadece sinirimi bozuyor.
1- Anlamı olmayan, sadece beni sınamak için boş sorular sorması. Muhabbet açmak amaçlı değil bu sorular, sadece sormak için. Yoksa muhabbet olduğunda konuşmamız kötü değildi başlarda.
2- Mariz biri gibi uzun süreli kendi kendine konuşmalı, gülmeli, duvara yaslanıp bağdaş kurmalı meditasyonvari değişik hareket. "Ne yapıyorsun sen?" diye sorduğumda "Yok bir şey." demesi ve istifini bozmadan hareketlerine devam etmesi.
İlk günün gecesinde beni en çok sinir eden şeylerden birini yaşadım, şu an bunu yazarken (04:38'de) de yaşıyorum. Ne mi? Horlama... En nefret ettiğim şeylerden birisi kişinin horlamasıdır. Eğer ki sağlık açısından yapabileceği bir şey varsa, kişi toplu bir ortamda kaldığının bilincine vararak tedavi olmalıdır. Sağlıkla alakalı değilse yattığı pozisyonu değiştirmeli, yüksek yastık kullanmalı ya da her yerden temin edilen burun bantlarından kullanmalıdır. Daha da yapmıyorsa s*ktir olup gidebilir tek kişilik odaya ya da ayrı evine! Horlayan insana pek bir şey demem. Ama bu horlama traktör motoru gibiyse rahatsız olurum. Sırf rahatsız oluyorum diye başlarda akşamları 7-11 arası uyuyup o uyumaya başlayınca sabaha kadar uyanık kaldım ve okulla berber bunu yürütemediğimden ve horlama sesi varken uyuyamadığımdan gece saat 4-5 kaça kadar olursa artık bayılana kadar kulağımda horlamayı duyamayacağım kadar yükseklikte sesle müzik dinliyorum. En sonunda zaten istemsizce uyuyakalıyorum ve duyamıyorum horlamayı. Çocuk horlamaya başladığı anda uykumdan uyanıyorum ki anlam veremediğim şekilde uyurken odamda müzik çalsa, insanlar bağıra bağıra konuşsa uyanmam.
3- Ittıratlı bir şekilde genzinden ses çıkarması, horlaması. Traktör motoru gibi sesler çıkararak kafa s*ken horlama biçimi.
Psikopat olma yolunda minik adımlar atmaya başlıyorum bile. Sizler de benimle aynı gemidesiniz.
Horlama yüzünden kendi odamda uyuyamıyorum ki uykusuzluk bunun en büyük tetikleyicisi. Onunla aynı okuldayız, sırada sorduğu boş sorular hariç anlamlı sorular fakat sorudan sonra yaptığı y*rrak kürek hareketler var. Bana lab quizlerinde, midtermde falan neler çıkacağını soruyor. Onun aynı okulda bir üst dönemiyim. Ben de efendi efendi soylüyorum. Sonra gelip bana diyor ki, quizde benim söylediğim yerden çıkmış ama yapamamış ve sanki sınava ben girmişim gibi bana yıkmaya çalışıyor eksikliğini. BRE *MIN FERYADI! Neden? Nedeen! Sana söylemedim mi hoca C'de ne soracak ilk lab quizinde? Hem dediğime güvenmeyip bakmamışsın hem de bana hesap mı soruyorsun!
4- Nadan olması ve bana güvenmeyip kendi hatalarını da bana yıkmaya çalışması.
Devamında benim geçen seneki oda arkadaşımdan edindiğim mantıklı bir alışkanlıktan bahsedeyim. Her odada uzun bir halı var odanın ortasını doldursun diye ve buna yurt içinde gezinilen terliklerle basılıyor genelde. Ama yurtta insanlıktan nasibini almamış o kadar insan var ki tuvalete de giriyor o terlikle, dışarıdan ayakkabıyla yemekhaneye mal getirenler de öğrenciler de yemekhanede oluyor, odada da geziniyor ki ben geçen sene idrar yollarından enfeksiyon kaptım bu yurtta. Kullandığım ilaçlardan NEU değerim %2.7'ye düştü ki bu değer bağışıklık sistemiyle alakalı bir değer. Normalde %38.5-%78.5 arası olması gerek ve kemoterapi alanlarda bile bu %5 oluyormuş en düşük. O halde en ufak bir mikrop, bakteri ya da virüs bana uzaktan selam verdiğinde hasta oluyordum. Bunu atlatmak için o kadar ilaç kullandım ki böbreklerimden biri büyük ölçüde hasar gördü ve iyileşmesi için günde 4-5 litre su içtim aylarca. Bunun sebebi ise yurda başvuru yapılırken herkesin tahlillerini yaptırıp sonuçları temiz çıkarsa "Yurt ve benzeri toplu ortamlarda kalabilir" belgesini doktordan almayıp, yurdun tavsiye ettiği bir sağlık ocağına giderek oradan bu raporu TAHLIL falan olmadan direk almaları. Biri AIDS falan olsa da elini o pas tutmuş musluklara, kapı kollarına çizdirse ve biz de onları tutarken elimizi çizdirsek gitti işte hayatımız. İşte böyle bir ortamdan dolayı odaya girişte terliklerimizi çıkaralım dedim. Diğeri anında kabul etti çünkü aklın yolu bir. Ama ileride benim aklımı kaçırmama sebep olacak bu vasıfsız p*zeveng "hıhı, taaağm" gibi yarım ağızla kabullenmiş gibi yapıp her fırsatta içeri terlikle girdi. Başta ses etmedim, ona örnek olma amacıyla hep onun gözü önünde terliğimi odaya girince çıkarıp halıya öyle bastım. Ama bir sabah yataktan kalkıp halıya ayak bastığımda o terlik benim ayağımın altına gelince dayanamadım ve o andan itibaren her fırsatta uyardım ve en sonunda patladım tabi. Tabi bir insan onur, şeref ve haysiyetten yoksun olunca aldığı uyarılar ve yediği azarlar da tam etkili olmuyor. Yavaş yavaş terliğini çıkarmaya başladı oda girişinde ki arada bir hala terlikle basıyor...
5- Antanta varamadığımız ilk hareketlerinden biri. Yurtta her türlü pis ortamda gezinilen terlikle odada dolaşmak. Yetmedi, uyandığımda ayağımı bastığım yerde bu terliklerin olması.
Yazın hepimiz şortla, kısa kollularla gezeriz. Sıcak havalardan dolayı terleriz. Bu yüzden de sık sık duş almamız ve üstümüzdekileri değiştirmemiz gerekir. Bu çocuğun da ayakları leş gibi kokuyor. Olabilir, bu durumda ayağını yıkamasını da ben söylemeyim 20 yaşına gelmiş ve toplu bir ortamda yaşıyor. Odaya bir giriyorum oda ter ve Doritos peynirli karışımı kokuyor. Ben istemsizce öğürmeye başlıyorum tabi ki. Nefesimi alıp cama rush atıyorum ve camı açıp nefes alıyorum (evet hala devam ediyor bu). Başlarda çocuğa bir şey demiyordum. Sonra şakayla karışık oda Doritos peynirli kokuyor istersen çoraplarını bir değiştir dedim ki belki anlar. "Yok kanka cips yedim ondandır." diyor. Ulan masada mısırlı cips gibi bir şey var böyle kokması imkânsız. Hadi koktu, her seferinde mi cips vardı odada? Peki ya kokusu? Ter aromalı cips var da benim mi haberim yok? Ben bunu birkaç defa deyimce kalkıp çoraplarını değiştirmeye başladı. Çıkardığı biyolojik atık sınıfındaki çoraplarını da halıya bıraktı ki hala koku yaymaya dev ediyor. Akşam saat 10'da cam açık oluyordu. Çünkü kapattıktan 1-2 dakika sonra içerisi yine ter ve cips kokuyordu. Bu özelliği hala öğretemedim. Ter konusu çok ayrı, ona girersem 86 dizelik kaside çıkar, hiç gerek yok.
6- Koklayınca kusturan ölümcül ter ve ayak kokusu.
Yazarken uyuyakalmışım. Uyandım ve devam ediyorum. Yazın giydiğimiz şort ve kısa kollulardan bahsettim. İşte bu şahıs kışın da odada şort ve kısa kolluyla geziyor. Sıcak havalarda çorap giyiyordu, şimdi çorap da giymiyor. Diyeceksiniz ki sanane *mk sen me yapacaksın onun giydiklerini. Ama soğuk havada böyle giyinince başlıyor osurmaya. Oda leş gibi kokuyor. Uyanıkken bazen sesli bazen sessiz osuruyor, ama geceleri zart zurt. Yukarıdaki paragrafları yazarken 2 defa sesli osurdu. Ben az yemek yiyebilen birisiyim. Çabucak doyuyorum ama az yediğimden biraz sonra tekrar acıkıyorum. Bu yüzden arada sesli bir şekilde karnım gurulduyor, ben de karnım guruldamaya başlayınca bir şeyler tıkınmaya başlıyorum. İşte bu karnımın guruldadığı zamanlarda utanıyorum. Açlığımdan değil, çıkardığı sesten. Bazen uzunca guruldamanın dışında kısa bir şekilde gurulduyor ve bu da dışardan duyan birine osuruk sesi gibi gelebilir diye aç kalmamaya çalışıyorum. Benim karnımın guruldamasından utanmama rağmen bu şahıs kendi osuruğundan utanmıyor. Bugün de onun yerine ben utandım. Sık sık cam açılması gerekiyor çünkü dışarıdan gelen biri ter + ayak ve osuruk kokusunun oluşturduğu duvara çarpıyor ve anlık bir "Ne oluyor lan?" diye şaşkınlığa düşüyor. Sonrasında camı açmak için Usain Bolt'tan be hızlı bir şekilde cama koşuyor.
7- Osuruyor. Sesli, sessiz fark etmiyor. Ama kokusu ölümcül. Koku duyumun %30'unu kaybettim herhalde bununla aynı odada dura dura.
Yavaş yavaş delirmeye başladınız değil mi? Çünkü sona gelince deliler kulübüne giriş için size formu ben taktim edeceğim.
Önceden yazdığım gibi bana sürekli sorular sorması üzerine odaya girer girmez dışarıya ses gitmeyecek kadar müzik açıp bu şekilde duruyorum ki bana seslenirse duymayayım diye. İkimizin yatağı yan yana, arada 1 yataklık boşluk var. Yatak başlıklarımız ise aynı tarafta değil. Yani yatakta uzanırken birbirimizi çaprazdan görüyoruz. Bana önce normal sesleniyor. Çoğunlukla duymuyorum. Sonra yüksek sesle sesleniyor, bu sefer duymamazlıktan geliyorum. Çaprazda görüş açımda olduğu için elini sallarken aynı zamanda şıklatıyor, ben onu göreyim diye değişik hareketler yapıyor. Tabi ben bakmıyorum. Bu sefer de atar yapıyor, kendi kendine söyleniyor sinirli sinirli. Yani bana bakarak küfür etse de üstüne atlasam diye beklemiyorum değil. Düşünün ki okuldan geldiniz, yorgunsunuz. Tek istediğiniz biraz film izlemek, uzanıp bir süre gözlerinizi dinlendirmek ya da müzik dinlemek. Ve filmin/rahatlığın/müziğin en heyecanlı yerinde DAKİKA başı birilerinin size seslendiğini düşünün. Bir iki kere değil, aylarca... Arada bir patlıyorum ben de istemsizce. "Film izliyorum ikide bir rahatsız etme de önüme bakayım!" deyince de "Pardon kanka." deyip önüne bakıyor. 5 dakika sonra kaldığı yerden devam ediyor. Yanıma gelerek soru sorunca da görmezden gelemiyorum tabi.
8- Yatakta kendimle baş başa kalamıyorum. Bir film izlerken, müzik dinlerken, uzanırken sürekli bir şeyler soruyor. Duymazdan, görmezden gelmek de işe yaramıyor.
Aylardır Unity oyun motoruyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Başta bir yerlerden bakarak aynısını yapmaya çalışıyordu. Her küçük şeyi bana gösteriyordu ki belirttiğim gibi bu çok sinir bozucu. Yok adamı nasıl yürüttüm, haritayı çizebilmiş miyim, bu renkler olmuş mu? En son sorsa bjr nevi katlanılabilir ama küçük bir nokta koyunca bana gösteriyor ve delleniyorum. Son 1 haftadır da 32 bit bir karakter çizecek her adımını bana göstermeye çalışıyor ki sinirlerimi bozuyor. Karakter bir kılıç sallıyor, 3 tane 32 bitlik resimle ve bana onaylatıyor her küçük harekette.
9- Aferin almayı bekleyerek her b*ku bana onaylatması. Bur süre sonra "Seni de s*kerim yapacağın işi de!" dememek işten bile değil ama ben bunu dışa vurmadım henüz.
Odaya geldiğinden beri kulaklığının silikonu yok, tüm odaya konser veriyor. Kulaklık takarsam benim için sıkıntı yok, ama bazen gece bile müzik dinleyerek yatıyor ve ben kuduruyorum. . Bir bakmışsın türkü dinliyor oradan rocka oradan popa oradan rape. Herkesin müzik zevki ayrıdır. Karışmam, karışamam. Ama daldan dala atlayınca feleği şaşıyor insanın.
10- Rağm edermiş gibi, belki kapatır diye gözüne baktığım halde odada kulaklığıyla verdiği konserler. Bazen gece de vermeye devam ediyor ki sinir oluyorum.
Odadasınız, oturmuş bir şeylerle meşgul oluyorsunuz. Derken biri orta-yüksek sesle şarkı/türkü söylemeye başlıyor. Genelde "Faded" ve klasik türkülerden söylüyor ama sesi borazan gibi olunca ve bir insanda müzik kulağı da olmayınca kulak tırmalıyor. Tabağa kaşıkla vursam daha güzel ses çıkarır o kadar yani. Hele bir aralar da "Geceleeeğw geceleeeğw" diye o sesle şarkı söylüyordu ki çıldıracak gibi oluyordum. Bir de her şarkıda ezgiyi de değiştirip kendi yorumunu katıyor ki bu daha da kötü.
11- Iklanan bir hamal edasıyla, orta-yüksek ve borazan sesiyle ezgiyi tamamen değiştirerek şarkı/türkü söylemesi.
Gece odada bilgisayardan oyun oynaması. Şimdi bunu ben de yapıyorum. Ama odamdaki insanlar rahatsız olmasın diye geçen sene yurda gelir gelmez direk Quiet Mark sertifikalı bir sessiz fare aldım. Tıklama sesinde %90 gürültü azaltıyor. Ben bile bir tuşa bastığımda bazen duyamıyorum, sadece hissediyorum. Bu çocuk bilgisayarı açıp LoL'e girene kadar bile gereğinden fazla basıyor farenin tuşlarına. LoL'deyken zaten kırarcasına basıyor hem fareye hem de klavyeye. İlk maddelerde demiştim ya hani kendi kendine konuşmalı meditasyonvari hareketleri var diye, bir zaman sonra günlük hayatta da bunu yapmaya başladı ve oyun oynarken de kendiyle konuşuyor. Soruyorum "Kimle konuşuyorsun, sesli sohbet mi açık" diye. Sorunca kendi kendine konuştuğunu inkâr ediyor, "Kimseyle konuşmuyorum." diyor. Bunun da ötesinde örneğin saat 03:10 iken LoL'de anıra anıra küfrediyor. Kendimi tutuyorum, sakin ol Cathessis diyorum ve onu güzelce uyarıyorum. "Sakin ol bak oda arkadaşın uyuyor. Hem de gece saat 3 bak insanlar rahatsız olur." diyorum ve o da "Kusura bakma kanka." deyip birkaç dakika sakin kalıp yine devam ediyor. Benim yerimde başkası olsa orada önce yatırıp öldürene kadar s*'kerdi, sonra bir de ölüsünü s*kerdi.
12- Mihaniki bir tavırla, gündüzü geçtim gece bile oyun başında anırarak küfretmesi. Uyarınca da birkaç dakika susup sonra devam etmesi.
13- Söylediğim meditasyon(!) haricinde de kendiyle konuşması. Oyunda da kendiyle konuşması ve bunu inkâr etmesi.
Ben yılın başında uyanıp kahvaltıya giderken bu çocuğu uyandırıyordum. Çünkü aynı okulda, aynı bölümdeyiz ve ben bir üst dönemiyim. Kahvaltıya gidemesem de derslerimiz aynı saatlerde başladığından beraber gidelim, dersine geç kalmasın diye bunu yine uyandırıyordum. Hatta bir keresinde vizelerde bile geç kalıyordu sınavına ben uyandırdım buna acıdığımdan. Bir gün yatarken buna dedim ki "Sabah uyanınca beni uyandırır mısın?" o da kabul etti. Sabah bir uyandım ki ne okul kalmış ne ders. Beni uyandırmadan gitmiş. Gelince sakince dedim ki "Beni uyandıracaktın hani neden uyandırmadın?" o da "Unuttum kanka kusura bakma." deyip oyunun başına oturdu. Sonraki günlerde yine erken kalkmam gerekti çünkü dersim vardı. Yine ondan rica ettim beni kaldırabilir misin diye ama bir yandan da önceki "Unuttum kanka kusura bakma." demesi beni işkillendirdiğinden kendimce küçük bir şey yaptım. Sabah yine tüm dolapları, kapıyı çarpa çarpa hazırlanıyordu. Avını bekleyen timsah gibi, uyandım ama hareketsizdim ve nefes alışımı düzenli bir şekilde devam ettiriyordum ki uykuda sansın beni. Beni uyandırmadan çıktı odadan. Biliyorum ki tek seferde odadan çıkamaz, bir eşyasını unuttuğu için geri gelecekti. Duruşumu bozmadan yatakta durmaya devam ettim ve o odaya geri girdi. Dolabı açtı, bir şey aldı ve dolabı çarptı. Tam odanın kapısını açtı ki seslendim ona. Dönüp bana baktı. Çok sakince sordum "Neden beni uyandırmadın?" ve "Kanka uyuyordun o yüzden uyandırmadım." cevabını verdi. Tabi kan beynime sıçradı ve ufaktan kontrolümü kaybettim. "Lan zaten uyuyorum diye uyandırır mısın dedim sana yatarken! Eğer uyandırmayacaksan neden bana akşam uyandıracağını söylüyorsun!" dedim ve o da istersen yarın uyandırırım derken istemez deyip etrafta bir nesne aradım. Masada tabağın içinde portakal soyduğum bıçak duruyordu. O sırada çıktı gitti. Bıçağı aldım peşinden gidip böyle o bıçakla arkasından saldırmak istiyorum kapıya kadar gidince durdum. "Ne yapıyorsun Cathessis mal mısın?" dedim kendi kendime ve döndüm geri. O günden beri de masada asla bıçak bulundurmuyorum.
14- Erken kalkamazsam diye, sabah uyanınca beni de uyandırır mısın diye sorduğumda tamam deyip sabah uyandırmaması. Uyandırmayınca da "Uyuyordun o yüzden uyandırmadım." demesi...
Yılın başında birkaç kere Pringles aldım. Normalde almam, çok zengin biri değilim ama merakımdan aldım. Odada yediğim için de diğer iki kişiye de ikram ettim tabi ki. Ama yan tarafımdaki çocuk hayvan hayasızca Pringles'tan almaya başladı. O kadar hoşuna gitti ki bir an paketi g*tüne sokacak sandım. Yıl içinde odada yemek için alığım kuruyemiş, bisküvi, meyve artık her ne aldıysam hepsine dadandı. E ben de haliyle vermemeye başladım hiçbir şey ama ben yerken onun bakması da yüreğimi burktuğu için yine de tadımlık bir şeyler verdim. Aylar ilerledikçe benim de param suyunu çekti tabi. Odaya ne zaman girsem elinde cips, bisküvi vs. oluyordu. İstemeye istemeye bana uzatıyordu alır mısın diye ve ben daha alamadan çekmek istiyor ama galiba ayıp olmasın diye bir iki saniye bekliyordu yine de hakkını yemeyim. Eskiden Eti Puf aldığında bazen ikram ederdi, çünkü kendi de biliyordu benimkilere yumulduğunu. Sonra bam güm yemeye başladı. Yesin, yesin de ben oda arkadaşlarımın canı çekmesin diye dışarıda yiyip geliyorum böyle şeyleri bazen. Mesela çikolata yiyeceğim, paylaşamıyorsam aşağı kata iner yerim. Biraz dolanıp geri gelirim. Odada yesem bir de paylaşamayacağım bir şeyse ve onun da o an alacak parası yoksa hakkına girerim diye çok dikkat ediyorum.
15- Ne bulursa hayvan gibi gömmesi.
Yaklaşık bir ay önce ben Transformers izlerken normalde yatak başlıklarımız çapraz olduğu halde benim yattığım tarafta kendi yatağında duvara yaslandı. Güya pencereden dışarı izliyor ama filmdeki heyecanlı yerlerde bu da ses çıkarıyor. Her zamanki boş sorularının yanında "Ne izliyorsun?", "Ne oluyor?" gibi sorular soruyor ve filmi yorumluyor. Son zamanlarda da bilgisayarda ne yapsam yandan benim ekranı kesiyor. Kendince çok akıllı, dışarı bakar gibi yapıyor ama ben ona doğru gözümü çevirince onun da gözünü dışarı doğru çevirdiğini görebiliyorum bazen.
16- İzlediğim filme yorum yapıyor ve ben bilgisayar başındayken ne yapıyorum diye beni kesiyor.
Odamın resmini daha önce paylaşmıştım chatte ama bilmeyenler vardır. Odada 3 yatak ve 3 tane de dolap var. 2 şifonyer var. Ben yanımdakiyle ortak kullanıyorum. Üst çekmeceyi ben, alttakini ise o kullanıyor. Odada masamız yok, yemek yenilebilecek kafeterya (sadece masa sandalye ve televizyon var, kantini yok) 2 kat aşağıda olduğundan çoğunlukla yattığımız yerde yiyoruz ufak şeyleri. Ben elimden geldiğince dökmemeye çalışıyorum, ufak tefek dökülenleri de elimle toplayıp atıyorum. Ama bu yandaki eleman döktüğü kırıntıların üstünde yatıyor bile, ya da olduğu gibi yere çırpıyor. Geçenlerde sabah uyandım, yere bastım ayağımın altında bir şey hissettim. Kek, evet kek. Yatakta yemiş, sonrasında yere mi döküldü yoksa yataktakileri yere mi savurdu bilmem benim olduğum yere kadar gelmiş. Halı hep kırıntı dolu. Acaba temizlemeye teşebbüs eder mi diye bakıyorum ama yüzsüzün önde gideni, ben de hiç ellemedim. 2 gün sonra temizlikçiler geldi de temizledi. Halıya bakarak neler yediğini az çok anlayabiliyorum. Yerler susam doluysa simit yemiştir, uzun beyaz çubuklar varsa Eti Puf yemiştir gibi tahmin edebiliyorum. Ben dönem başında yemek için ton balığı konservesi alırdım ki bugüne kadar yediğim bir şey değildi. Alma sebebim de yurttaki yemekler motor yağlı ve ölümcül olduğundan ne zaman yesem hem tüm sindirim sistemini bozuyor hem de sabah aynada 3 adet nur topu gibi sivilceyle karşılaşıyor olmamdı. Ama ben bu konserveyi odada mı yiyordum? Tabi ki hayır. Hem canları çekmesin hem de oda kokmasın diye aşağıdaki kafeteryaya inip orada yiyordum ki zaten orası genelde boş oluyor. Hala da buna benzer bir şey yiyeceğimde kafeteryaya inerim ama bu çocuk paramın bittiğini biliyor, AÇ olduğumu biliyor bir de gözümün önünde poğaçayla simidi gömüyor...
17- Nikaragua kabilesinden yemek yemeyi bilmeyen duygusuz bir p*zeveng.
Bir gün bilgisayar başında Skyrim oynarken bu odadan çıktı ve bir 40-45 dakika sonra odaya girip ben gittim geldim hala mı onun başındasın? Bir kalk hava al." dedi. Öyle bir sinirlendim ki gülmeye başladım. Çünkü bana bunu diyen, benim oynadığım şeyi beğenmeyip küçümseyen 20 yaşındaki çocuk(!) tabletle gözü arasında en fazla 10 santimetre mesafeyle 3 saat Clash of Clans oynayan birisi. Bir de öyle bir oynuyor ki Fatih İstanbul'u kuşatırken yüzünü o kadar kasmamıştır. Sonraları bu Clash of Clans oynama saati daha da arttı. Çok zevkliymiş öyle diyor bir de.
18- Legendary zorlukta oynadığım oyuna 2 IQ'su ile laf edip o daha portakalda vitaminken içinden geçtiğim oyunu üstün tutması.
Önceki maddelerde kulaklığıyla konser verdiğini anlatmıştım. Şimdi kulaklık da yok. Yatarken oradaydı kayboldu diyor. G*tüne mi girdi ne yaptı kulaklık bilmiyorum ama artık kulaklığı da olmadığından sesi açarak oyun oynuyor. Rüyamda "Minyonların harekete geçmesine ... saniye" ya da " Rakip destan yazdı" sesleri duyuyorum yeter artık. Youtube'de genelde KFC Barış videoları açıp izlerdi. Barış güldükçe anırarak güler, geri sarar yine gülerdi ve bunu bir videoda birçok kez tekrarlardı. Bunu yazarken ben de gülümsüyorum. O kadar sinirliyim ki kızamıyorum, dut görmüş ipekböceği gibi sırıtıyorum. Bir gün bu Elraen'in videolarını izlerken ve kahkaha atarken sesi kısmasını söyledim ve "Karınca Çiftliğim" diye çok sevdiğim bir kanal var onu izleyebilirsin dedim. Daha önceden de timsahlı bir videosu vardı izlemiştim dedi ama kanalın adını bilmiyornuş herhalde ki benden öğrenince gece gündüz son ses izlemeye başladı. Ben uyardıkça kısıyor ama biraz sonra kademe kademe açıyor sesi. Gecenin köründe insanlar bunun izlediği videoların sesini dinliyor.
19- Artık kulaklığı da yok ve son ses bir şeyler dinliyor.
Oda bunun yüzünden bok gibi koktuğu için odada sık sık cam ve kapı açılıyor. Oda bir dakika havalandırılıp sonra kapı ve cam kapatılıyor. Geçtiğimiz günlerde kapıyla camı açtı ve odadan çıktı. Kapının önünde soldan sağa geçiyor, koridorun sonuna kadar gidip geri dönüyor. Sağdan sola geçerken odaya bakıyor ve ben onu zaten bakışlarımla beklediğimden önüne bakıp devam ediyor. Sona gidip geri dönüyor, geçerken yine odaya bakıyor ve ben de bakışlarımı ona sabitliyorum ve önüne bakıp devam ediyor. 10 kere sağa 9 kere de sola gitti. En sonunda yine sola doğru gidecekken çağırdım bunu. Ben: C, O:O
B: Madem cam açıyorsun neden kapatmıyorsun? O: Kanka hava alsın diye açtım. Cam benim tarafta ya cereyanda kalmayım diye dışarı çıktım. B: O camı açıyorsan odadan çıkmayacaksın! S*ke s*ke orada bekleyeceksin. Havalanınca da kapatacaksın! O: Üşüdüysen kapat kanka B: Be 'mına koyduğumun salağı senin açtığın camı da mı ben kapatayım!
Sonrasında camı kapattı. Anlaşılmayan bir şeyler söyleyip s*ktir olup gitti. Dahası da var. Dün akşam saat 10 gibi odaya girdi. Bir yudum su içti. Camı açıp dışarı çıktı. 2 saat oldu gelmedi odaya. Gelse çok yaratıcı şeyler var söylemek istediğim ama gelmedi. Saat 12'yi biraz geçerken en son ben kapattım.
20- Noktainazarıma gore sırf bana inat olsun diye camı açıp kapatmaması, odada g*tümüzün donması. Neden kapatmıyorsunuz diye sorarsanız da kimse onun kölesi değil ki kalkıp kapatsın.
Sabah, öğle, akşam. Ne zaman olduğu fark etmeksizin uyuduysa ve ben uyanıkken kalktıysa direk "Saat kaç?" diye sorar. Ben cevaplamazsam yine sorar ve ben kanser olurum çünkü zaten telefonuyla beraber yatıyor ve tek yapması gereken telefonunun tuşuna basmak ve saate bakmak. Bu ufak hareket beni ne kadar kanser etti anlatamam sizlere. Düşünün, saat akşam 6 ya da 7. Bir traktör gibi horuldayarak uyumuş bir de gözlerini aralayıp "Saat kaç?" diyor. Söylüyorsunuz geri uyuyor. Az sonra bir daha... Sırf birine saat kaç diye sordular diye kavga çıkmıştı ve haberlerde göstermişlerdi. En sonunda ona dönecek bu olay da.
Yarın (6 Ocak’ta) Matematik finali var ben notlara bakıyorum bu da arada kendiyle konuşa konuşa çözüyor, fısıltıyla x kare aldım falan diyor. Kendiyle konuşmadan duramıyor...
Bunlar sadece aklıma gelenler. Unuttuğum, hatırlayamadığım daha neler var ki bende B12 de yok birçok şeyi hatırlayamıyorum zaten.
Bu çocuk ve bunun inadı yüzünden Karadeniz'e ve Karadeniz'lilere, özellikle de Bartın'lılara bir nefretim var artık.
/* Bir gün parayı basıp bir sürü travesti tutacağım. Bunu da Karadeniz'in bayırlarına yatırıp yağmurun altında, kayalara çarpan dalga sesleri ve fırtına eşliğinde s*ktire s*ktire çoğaltacağım. Sonra her biri ayrı işkencelerle öldürüp ölüsünü s*ktirteceğim. */
·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·.·
Örnek bir gün (3 Ocak)
-Dolapları sertçe kapatıyordu sabah sabah. Bayağı fazla çarptı dolapları, sanki bilerek beni uyandırmak ister gibi. 1 dakikada 7-8 kere belki. Bir şey alıp kapatıyordu sertçe, sonra açıp başka bir şeyler yapıp yine kapatıyordu (bu yüzden uyandım). En sonunda uykudan uyandım ama gözümü açmadım, nefes alışverişime düzenli bir şekilde devam ettim onu dinliyorum. Fısıldaya fısıldaya kara büyü yapar gibi bir şeyler diyordu.
-Kafamı kaldırdıığımda onun ayakta sanki beni izler gibi durması, göz göze gelmemiz ve sanki suçluymuş gibi hareketlerle odanı uzak köşesine gitmesi. (Artık o kadar sinir bozucu bir hal ki bu gözümü açtığımda onun bana bakıyor olması bir iki kere daha yaşanmıştı.
Ne fısıldıyorsun diye sorduğumda fısıldamasının sebebini bugün okulda dersi olmasına bağladı.
-Uyandıktan biraz sonra dışarı çıktı ve elinde bir poşetle odaya geri döndü. Belli ki alışveriş yapmıştı. Poğaça ve aç bitir salam çıkarıp yemeye başladı. Uykudan yeni uyanmışım az sonra oda salam kokuyor... Ben sırf canları çekmesin ve oda da kokmasın diye aşağıda yiyorum, bunun yaptığına bak.
-Odada ikimiz varız, diğeri okulda. Camdan telefonuna gelen işığı duvarlara yansıtıyor. Sanki hayatında ilk defa görmüş gibi bakıyor. Kediler lazeri yakalamaya çalışır ya, yapsam harbiden de lazer ışığının gittiği yere atlar. Bir yandan da ayak parmaklarını sürtüyor. Artık hiçbir hareketine tahammül edemediğimden bu sürtme sırasında çıkan ses de sinirlerimi bozuyor.
-Yatakta gözümü kapatıp 5-10 dakika durdum, gözümü açtığımda bana bakıyordu ve gözlerini hemen sağına, halıya doğru çevirdi. Uyurken beni inceliyor *mk.
-Dolaptan şortunu alması, sol kolunu arkadan dolandırıp yatağa şort fırlatması ve şort yatağın yanına çarpıp yere düşünce küfretmesi. Klasik değişik hareketleri işte.
-Akşam yemeğinde klasik musakka var ve ben yemeyeceğim. Yine mi bunu yiyeceğiz *mk diyerek odadan çıkması. Bunu yaparken kapıyı önce kendine çekip sonra kolu çevirmesi. Kapatırken de kapıyı sertçe kendine çekmesi. Kapıda amortisör mü var da çarpıyorsun!
-Akşamüzeri başlayıp gece saat 3'e kadar kulaklıksız Elraen izlemesi. İzlemene bir şey demiyorum da sağır mısın da sesi sonuna kadar açıyorsun. Sürekli uyarıyorum kısıyor sonra geri açıyor. Bir de komik yerlerde geriye alıp tekrar tekrar gülmesi.
-Uykuya dalar dalmaz horlamaya başlaması elbet. Yastığa kafanı koyar koymaz nasıl horluyorsun anlamadım ya...
Artık nefes alması bile bana batıyor. 2 haftadır çocuğu gördükçe sol tarafımın boynumdan başlayıp yukarı doğru bir çizgi halinde kasılmasına ve sımsıcak olmasına sebep oluyor. Yarın sınavım var ama ben sinirimden derslere bile bakamıyorum. Neden böyle oldu her şey anlamıyorum ve bu durumumdan bir an önce kurtulmak istiyorum. Bana akıl verin, psikoloji okuyanlar varsa desteklerini bekliyorum.
submitted by Cathessis to u/Cathessis [link] [comments]


2019.11.03 14:45 masalokucomtr Klimada Gaz Kaçağı Nasıl Tespit Edilir

Klimalar, zaman zaman gaz kaçırabilen sistemlerdir. Bu nedenle sık sık gaz kaçak testinin uygulanması gerekmektedir. Eğer testin uygulanmasına önem verilmezse klimada yer alan gaz, sağlığımızı büyük ölçüde riske atar. Bunun sonucunda ölümle bile burun buruna gelebileceğimiz, hiç şüphesiz kaçınılmaz bir gerçektir. Peki gaz kaçaklarını nasıl tespit edebiliriz? İnsan hayatı için son derece önem taşıyan bu testler ve nasıl uygulanacağı aşağıda sizler için özenle hazırlanmıştır.

Basınçlandırma İle Kaçak Testi

Yeni tesis edilen klima sisteminde ilk yapmanız gereken, sisteminizi basınçlandırarak kaçak testine tabii tutmanızdır. Eğer sisteme bu test uygulanmadan soğutucu akışkan şarjı yapılırsa, sistemde olası bir kaçak olduğunda tespit edilmesi zorlaşacak; sistemin içerisine hava sızacak kaçağın kaynakla birleştiği bölgede ise soğutucu akışkan yüksek sıcaklık nedeni ile ayrışarak asit çözeltileri oluşturacaktır. Bununla beraber sızdırmazlığı sağlayabilmek de mümkün olmayabilir.
Basınçlandırma testinin uygulanacağı klimada, kompresörün yüksek ve alçak tarafında yer alan servis valfleri ileri konuma getirilmelidir. Servis valflerine şarj manifoltunun yüksek ve alçak taraf hortumları bağlanmalı; servis hortumu ise basınç regülatörü çıkışına bağlanmalıdır. Azot tüpü ile bağlantı kurulması sağlanan regülatörle hat basınç göstergesinde yer alan basınç maximum 150 psig’a getirilmelidir. Daha sonra sisteme yavaş yavaş ve az miktarda kuru azot verilmeye başlanır. Bunu yapma nedenimiz; alçak taraf manometresinin hareketinin gözlenmesidir. Bu arada sistem izlenerek herhangi bir anormallik veya kaçak sesinin olup olmadığına dikkat edilir. Eğer herhangi bir sorun olduğu tespit edilirse, hemen azot verilmesi kesilmeli; sorun bulunup çözüme kavuşturulmalıdır. Eğer herhangi bir sorun görülmediyse, aynı şekilde acele etmeden azot verilmeye devam edilmeli; alçak taraf basıncı test basıncı ile aynı seviyeye getirilmelidir. Test basıncına getirilen sistemde şarj manifoltu ya da tüp üzerinden azot kapatılır. Bütün borular ve ekleme parçaları, rakorlu ve kaynaklı bağlantılarında sorun olup olmadığını görebilmek için kontrol edilir. Kaynaklı bağlantılarda pasta geçici bir süre sızdırmazlık sağlayabilir. Sonradan çıkan herhangi bir kaçak olup olmadığını anlamak için kauçuk bir tokmak kullanılarak ek kısımlarına yavaşça vurulması gerekir.

Sabun Köpüğü İle Kaçak Testi

Klima sistemlerinde kaçak belirlemek için kullanılan diğer bir yöntem de sabun köpüğüdür. Suya sabun karıştırılarak hazırlanan sulu çözelti, bir tüpten ya da fırçadan yardım alınarak kaçak olduğu düşünülen yere sürülür. Eğer şüphe duyulan yerde gerçekten kaçak varsa yüzeyde oluşan film tabakası kabarcık yapar. Bu kabarcıklar, bölgedeki gaz kaçağının tam olarak nerede olduğunu bulmamız konusunda bizlere yardımcı olur. Bu sistem uygulanırken sistemde asla vakum durumuna düşmüş bir bölgenin kalmaması; sistemin tamamen basınçlı olması gerekir. Eğer bu noktaya dikkat edilmezse sistem, sulu çözeltiyi emebilir. Sabunun çıkardığı baloncukların daha fazla belirginleşebilmesi için çözeltiye birkaç damlayı geçmemek üzere gliserin damlatılır. Sabun çözeltisi için kullanılacak suyun mümkün mertebe sert minerallerin yer almadığı su olması gerekir. Tüm bu işlemlerden sonra bulunabilen tüm kaçak yerleri tespit edilir. Bu işlem sonrasında azot boşaltılır ve gaz sızdıran yerlere müdahale edilerek sızıntının giderilmesi sağlanır. Her 2 kaçak tespiti giderme işlemi sonrasında da mutlaka azotla basınç testi tekrarlanmalıdır.
Kaçaklar tamamen tespit edilip müdahale edildikten sonra sistemi 24 saat süreyle basınç altında bırakmak gerekir. Basınçta herhangi bir düşme yaşanmamışsa, sistemde sızdırmazlık kalmadığından emin olunabilir. Kaçaklardan tamamı ile emin olunduysa, azot sistemden tahliye edilmelidir. Basınçlandırma testi uygulanırken kuru azot yerine asla asetilen ya da oksijen gazını kullanmamalısınız. Oksijen gazı kompresörde bulunan yağ ile birleştiğinde asetilen 15 psig basıncın üzerinde patlayabilir.

Elektronik Dedektörler İle Kaçak Testi

FiloroKarbon sistemlerinde yer alan sızıntıları algılamak için burnumuza güvenmek doğru bir çözüm olmayacaktır. Bunun yerine bizler için hazırlanmış olan hassas sızıntı yöntemlerinden faydalanmamız gerekmektedir. Karbonlu soğutucu akışkanlar ve herhangi bir halojen ile pek çok sızıntı saptama yöntemi bulunmaktadır. Fakat günümüzde sıklıkla kullanılan en güvenilir yöntem elektronik sızıntı detektörüdür. Elektronik detektörler, çeşitli gaz kaçaklarının algılanabilmesi için geliştirilen pilli cihazlardır. Bu cihazlar, kaçak tespiti sırasında bir sızıntı ile karşılaştığı taktirde ışık yayarak ya da ses çıkartarak uyarı vermektedir. Cihazlardan bazıları, hem ışık hem sesi aynı anda verebilmektedir. Bu cihaz, diğer eski yöntemlerle oranlandığında bizlere hem daha güvenilir bir tespit sunar hem de zamandan büyük ölçüde tasarruf etmemizi sağlar.
Ultrasonik sızıntı detektörleri, birçok gazın sızıntı sesini başarılı bir şekilde algılayan oldukça ekonomik bir yöntemdir. Seçici olmayan soğutucu akışkan detektörleri, gaz hissedicilerin en ucuz olanıdır. Oldukça dayanıklı olmasıyla birlikte kullanımı da kolaydır ve pek çok soğutucu akışkanı hissedebilmektedir. Ancak bu yöntem, ufak çapta ve yavaş sızıntılarda çok kullanılabilen bir yöntem değildir.
Halojen özelliği taşıyan kaçak detektörler, brom, klor ve flor içeren halojenleri anında hissederler. Bu detektörler oldukça dayanıklı olmaları ile birlikte kalibre de edilebilirler.
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.09.21 08:42 fragmanlife Erkan Petekkayanin Yeni Dizisi Belli Oldu

Erkan Petekkaya’nın Yeni Dizisi Belli Oldu Ekranların tartışmasız en usta oyuncularından olan ve her dizi yapımcısının kadrosunda görmek istediği Erkan Petekkaya ekranlara geri dönüyor. Ekranların sevilen ve aranan oyuncularından Erkan Petekkaya ekranlara geri dönüyor diye belirtelim batan ve sevenlerini mutlu edelim. Ardından devam edelim. Son zamanlarda özellikle son iki projesinde ne yazık ki aradığını bulamayan başarılı oyuncu Erkan Petekkaya, önce 2017 yılında Paramparça ardından 2019 yılında büyük iddialarla hazırlanan ancak hüsranla sonuçlanan ve erken final yapan Vurgun’la istediği sonuca ulaşamadı. Başarılı oyuncunun son iki dizisindeki bu erken finaller seyirci kadar oyuncuyu da olumsuz etkiledi. Artık yer alacağı projeler için daha sık eleyip ince dokumaya başlayan Petekkaya gelecek projelere de daha temkinli yaklaşmaya başladı. Ancak son gelen teklife usta oyuncu hayır diyemedi.
Erken Petekkaya Ekranlara Merakla Beklenen O Diziyle Dönüyor! Hemen her projesinde başarıyı yakalayan ve taraflı tarafsız herkesin beğendiği, özellikle karizmatik abi, doğunun delikanlısı, holdinglerin büyük patronu, kıskanç ama seven, koruyan ancak taviz vermeyen rollerinin aranan adamı Erken Petekkaya son zamanlarda rol aldığı projelerin başarısız olması dolayısıyla eleştirilmeye ve tek tip oyuncu ithamlarını sıkça duymaya başlamıştı. Bundan olacak ki başarılı oyuncu artık yer alacağı projelerde daha bir dikkatli olmaya karar vermişti.
Ancak usta oyuncu yine sevenlerine büyük bir sürpriz yaptı ve Star Tv için Süreç Film tarafından hazırlanmaya başlanan ve çekimlerinin İzmir’de devam ettiği Sevgili Geçmiş Dizisi ile anlaşmaya vardı. Evet, usta oyuncu merakla beklenen ve sezonun en iddialı yapımları arasında gösterilen Sevili Geçmiş Dizisinin usta oyuncu kadrosu arasına katılmış oldu.
Ustalar Sevili Geçmiş’te! Süreç film tarafından Star Tv için hazırlanan ve İzmir’de çekimlerine başlanan Sevgili Geçmiş yakın zamanda seyirciyle buluşacak. Oldukça iddialı bir oyuncu kadrosunun rol aldığı diziyi Funda Alp kaleme alırken Aydın Bulut yönetmenliğini üstleniyor. 3 Kız kardeşin gizemli bir mektubun ardından birbirlerini bulma hikayesini anlatan dizinin çekimleri yakın zamanda başlanacak. Ece Uslu, Emre Kınay, Melis Sezen, Seçkin Özdemir, Sevda Erginci, Burak Yamantürk gibi isimler yer alıyor. Bu arada Emre Kınay ve Erkan Petekkaya son olarak Vurgun dizisinde birlikte rol almışlardı.
fragmantv Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:10 fragmanlife Eskiya Dunyaya Hukumdar Olmaz Dizi Konusu ve Oyunculari

Her salı atv ekranlarında seyirciyle buluşan dizi büyük bir ilgi gördüğü için iki sezondur devam ediyor. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz konusu Hızır Çakırbeyli’nin başından geçenlerden oluşuyor. Hızır Çakırbeyli genç yaştan itibaren karanlık işlerle uğraşmakta ve yer altı dünyasının ünlü bir mafya babası olmak için çabalamaktadır. Yaşadığı karanlık dünya Hızır’ın uzak olduğu bir hayat değildir. Karanlık dünya ile içli dışlı olan Çakırbeyli bulunduğu konumdan yaşadığı hayattan oldukça memnundur. Bulunduğu karanlık dünyada “reis” olarak tanınan, adlandırılan Hızır Çakırbeyli, ağabeyi öldükten sonra onun yerine bu mafya masasına oturmuştur. Her şey Hızır Çakırbeyli!nin istediği şekilde ilerlerken Çakırbeyli ağabeyinin katilini bulma girişimine başlar ancak bilmediği bir şey var ki o da mafya masa lideri Ünal Kaplan’ın ağabeyini öldürmüş olmasıdır.
Bir arada toplanıp kaçak silah üreten mafya ekibi dışarıya silah satmaktadır. Devlet kaçak silah satın almak için masa lideri Ünal Kaplan ile anlaşma sağlamaya çalışır ancak Ünal Kaplan buna pek yanaşmaz. Devlet Hızır Çakırbeyli ile işbirliği yapmaya karar verir. Çakırbeyli devlet ile işbirliği yapmaya sıcak bakmaktadır ve isteklerini kabul eder. Ancak devletin başka bir isteği daha vardır o da Ünal Kaplan’ın liderliğini sonlandırıp Hızır Çakırbeyli’yi masa lideri yapmaktır. Artık Ünal Çakırbeyli’nin rakibi iyi tanıdığı, oldukça güçlü bir masa üyesidir.
Dizinin konusu her sezon değişmektedir. Dizi iki sezon oynamaktadır. Birinci sezonda yukarıdaki konular işlenmiştir (birinci sezon 1-40 bölümden meydana gelmiştir). İkinci sezonda ise masa lideri olarak Hızır Çakırbeyli karşımıza çıkıyor. Hızır Çakırbeyli masa lideri olduktan sonra derin devlet işleri ile uğraşmak durumunda kalıyor. İkinci sezon 41, bölümde başlamaktadır. Hala devam eden dizi oldukça büyük reyting almaktadır. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz konusu bu şekilde oluşmaktadır.
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Oyuncuları / Karakterleri:
Hızır Çakırbeyli (Hızır, Reis, Hızır reis) – (Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı karakterdir)
Dizinin baş rol oyuncusudur. 45 yaşlarında, mutlu bir evlilik sürdüren üç çocuk babasıdır. Arkadaşları reis, çakır diye hitap etmektedir. Annesi Hızır diye çağırmaktadır. Hızır Çakırbeyli’nin hayatını değiştiren en büyük olay ise abisi Ömer’in düşmanları tarafından öldürülmesi ve Çakırbeyli’nin abisi yerine mafya üyeliği yapmasıdır. Abisi ölmeden önce kardeşinden intikamını almasını istemiş ve mühendisliği bir süreliğine rafa kaldırmaktır. Abisinin isteğini yerine getirmek için her şeyi göze alan Çakırbeyli ilk olarak ceza evine girer daha sonra mafya üyesi olur. Her şeyden haberdar olan Hızır Çakırbeyli oy birliği ile masa lideri Ünal’ı şutlayıp onun yerine lider olur. Birinci sezonda vurulan Çakırbeyli ikinci sezonun başlangıcında yine eskisi gibi sapasağlamdır. Yarası iyileşmiş ve artık eskisinden daha güçlüdür. İşlerine kaldığı yerden devam eder.
Meryem Çakırbeyli – (Deniz Çakır, karakteri canlandıran ünlü isim)
Hızır Çakırbeyli’nin karısıdır. Oldukça net bir insandır. Onurlu gururlu bir insan olmasına rağmen kocası Hızır’ın Nazlı adındaki bayan ile ilişkisini öğrendikten sonra da ses çıkarmaz, İnsanlığından taviz vermez. Bazı olaylardan dolayı hapse girmiş ve kısa zaman zarfında çıkmıştır. Hızır ile Nazlı’nın ilişkisini öğrendiği zaman boşanmak istemiş ancak bir türlü boşanma imkanı bulamamıştır. Hayriye ananın oyunu ile eve geri dönmek zorunda kalmıştır. Sezon finalde Nurten’in adamları tarafından vurulmuştur.
Ceylan Özsoy – (Sanem Çelik’in canlandırdığı karakter)
Eniştesi (Yusuf Çakırbeyli) öldükten sonra ablası Handan ile sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan Ceylan yüreğinde Hızır Çakırbeyli’ne duyduğu nefret ve aşkla hesap gününü beklemektedir. Bütün bu olaylar olurken Hızır, Meryem ile evlenmiş güzel bir hayatın adımını atmıştır. Nefreti iyice büyüyen Ceylan yirmi senedir Çakır ile yüzleşmeyi beklemiştir. Hesap günü gelip çatsa da Ceylan gerçekten kaçmıştır çünkü yeğeni Alparslan’ın zarar görmesinden korkmuştur. Uzun bir zaman sonra kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan Ceylan bütün nefretiyle Hızır’ın karşısına mafya olarak çıkar. Ceylan’ın varlığından tedirgin olanlar Ceylan’dan kurtulmanın yollarını aramaktadır. Ceylan diğer mafya kadınlardan çok farklıdır. Oldukça enerjik, hayatı seven, eğlenceli biridir. Ancak yapmak istediğini eninde sonunda yapar, tutkulu bir mafya kadınıdır. İşte herkesi tedirgin eden de Ceylan’ın bu tutkulu tavrıdır.
Ünal Kaplan – (Tarık Ünlüoğlu’nun canlandırdığı karakter)
55 yaşındadır ve yer altı dünyasının büyük patronu, masa lideridir. Herkes onun emrine amadedir. Merhametsiz bir insan olan Ünal Kaplan kendisine karşı koyan, kafa tutan hiç kimseyi yaşatmamakta, yoluna taş koyanın yoluna taş olmaktadır. Hızır Çakırbeyli oldukça zeki ve gözü kara bir insandır. Lider olan Ünal Kaplan’ın rakibi olma yolunda ilerleyen Çakır Ünal Kaplan’ın düşmanlığını kazanmıştır. Dünyada en çok değer verdiği biricik kızı hayata veda ettikten sonra daha kötü ve acımasız olan Ünal Kaplan Çakır’dan nefret etmektedir.
Alparslan Çakırbeyli – (Yunus Emre Yıldırımer’in canlandırdığı karakter)
26 yaşında oldukça genç bir mafya üyesidir. Çakırbeyli ailesinden çok uzakta yurt dışında yetişmiş orada bir süre kalmıştır. Sevgilisi Özlem’in ölümünden sonra acımasızlaşan Alparslan, hocası Nevzat’tan dersler almaktadır. Hızır Çakırbeyli abisini emaneti olan Alparslan’ın bu tür kötü işlere girişmesinden pek hoşnut olmaz. Olabildiğince uzak durması gerektiğini anlatsa da Alparslan amcasının sözünü dinlememekte yer altı dünyasına girmek için tüm gücüyle çabalamaktadır. 42. bölümde Hızır’a ihanet eden Alparslan amcası Çakır tarafından vurulacak iken başka biri ( Tamer ) tarafından uzun namlulu silah ile vurulur. İşin en kötü tarafı ise Alparslan’ın Hızır Çakırbeyli tarafından vurulduğunun düşünülmesidir. Amcasından nefret etmeye başlayan Alparslan’ı yeni hayatlar beklemektedir.
İlyas Çakırbeyli – (Ozan Akbaba’nın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli’nin kardeşi olan İlyas 30 yaşında oldukça toy bir delikanlıdır. Sinirlendiği zaman kimseyi gözü görmeyen İlyas fevri hareketleriyle Abisinin ikazlarına maruz kalmaktadır.
Suzan – (Meryem Üzerli’nin canlandırdığı karakter)
25 yaşlarında oldukça genç ve güzel biridir. Yer altı dünyasının lideri olan Ünal Kaplan’ın kızı Özlem’in en yakın arkadaşlarından biridir. Yurt dışında eğitim almış oldukça zeki biridir. Üst düzey ajan eğitimi almıştır. Ünal Kaplan’ın ajanı görevindedir. ileri ki bölümlerde Hızır Çakırbeyli’nin yeğeni Alparslan ile aşk yaşayacaktır ( yaşadıkları aşk Özlem’e ihanet sayılmaktadır ).
Hızır Ali Çakırbeyli – (Yalçın Hafızoğlu’nun canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli ve Ceylan’ın herkesten sakladıkları oğullarıdır. Hiç kimse Hızır Ali Çakırbeyli’nin Hızır Çakırbeyli’nin oğlu olduğunu bilmemektir.
Hayriye Çakırbeyli – (Sabina Toziya’nın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli’nin annesidir ve 72 yaşındadır. Oldukça güçlü ve otoriter bir kadındır. Karadeniz şivesi ile konuşmaktadır. Hayattaki tek gayesi çocukları ve torunlarını bir arada tutabilmek bir arada hep birlikte mutlu mesut yaşamaktır. Bu gayesini gerçekleştirmek için çok çaba harcamıştır.Oğlu Çakır’a Hızır diye hitap etmektedir. Ve Çakır oğlunu çok fazla sevmektedir.
Handan Çakırbeyli – (Arzu Gamze Kılınç’ın canlandırdığı bir karakter)
Alparslan’ın annesi, Hızır Çakırbeyli’nin yengesi, Ceylan’ın ablasıdır. İstihbaratçı Davut’un kız kardeşidir.
Fahri – (Kenan Çoban’ın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli ile sürekli yolları ceza evinde kesişen, sinirlendiğinde psikopat olan bir karakterdir. Hızır Çakırbeyli’nin güvendiği adamlardan biridir. Hızır Çakırbeyli’nin güvenini boşa çıkarmayan sevilen eğlenceli bir kişiliktir.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz oyuncuları bu kadarla sınırlı değildir. Yukarıdaki oyuncular dışında: Civciv Yunus (Kazım Sinan Demirer), Ayşen-Civciv Yunus’un karısı (İnci Nur Daşdemir), Mübeccel (Benian Dönmez), Enişte Temel Kalkan Demir (Hakan Karsak), Hatice (Sevinç Gürşen) ve daha bir çok oyuncu bulunmaktadır. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz oyuncularından en çok sevilen ve beğenilen oyuncular şüphesiz ki Hızır Çakırbeyli rolü ile Oktay Kaynarca ve Meryem Çakırbeyli rolü ile Deniz Çakır’dır.
Eşsiz bir film projesinde sevgilisiyle yer alan Oktay Kaynarca bu güzel dizinin devam edeceğini ve çabuk final olmayacağını söyledi. İlk olarak Kurtlar Vadisi adlı dizide adını duyuran Oktay Kaynarca dizide “Çakır” karakterini canlandırıyordu. İzleyicilerin kalbine dokunmayı başaran Oktay Kaynarca daha sonra Adanalı dizisi ile sevenlerini yine ekran başına çekmeyi başardı. Adanalı dizisinde Yavuz Komiser rolünde idi. Eğlenceli bir o kadar da zeki ve güçlü rolleri canlandıran Oktay Kaynarca yansıtmaya çalıştığı karakterlerden bir parça almış gibi .Normal hayatta da eğlenceli olan Oktay Kaynarca’nın büyük bir seven kitlesi olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. Oynadığı dizi ve filmlerde reyting toplamayı başaran Oktay Kaynarca son olarak Eşkıya Dünyaya hükümdar olmaz’da rol alıyor. Baş rol oyuncusu olan Oktay Kaynarca bu dizinin de reyting almasından oldukça memnun. Peki bu mükemmel dizinin yapımcı, senarist ve çalışanları kimler? İşte merak edilen soruların cevabı…
Dizinin türü; Aksiyondur. Aksiyonun yanı sıra politika, mafya, devlet alt başlıkları da bulunmaktadır. Eşkıya Dünyaya Hükümdar olmaz dizisinin senaristi; Raci Şaşmaz, Bahadır Özener. Yönetmen koltuğunda ise Onur Tan bulunmaktadır. Dizinin çekildiği ülke Türkiye ve dili Türkçe. Mekan olarak İstanbul’da bazı mekan ve yerler tercih edilmiştir. Dizinin yapımcısı ise Raci Şaşmaz. Görüntü yönetmeni Veysel Kılınç, gösterim süresi ise 120 ile 130 dakika arasında değişmektedir.8 Eylül 2015 tarihinde atv ekranlarında seyirci ile buluşan dizi hala devam etmekte ve büyük bir seyirci kitlesine ulaşmaktadır.
Televizyon ekranlarında mafya konusunu işleyip en fazla reytingi alan Kurtlar Vadisi dizisinden sonra en büyük mafya oyunlarını anlatıp reyting alan karanlık dünyaları gün ışığına çıkarıp reytinge koşan ikinci dizi ise eşkıya dünyaya hükümdar olmaz dizisidir. Yayımlandığı günden itibaren seyircinin gönlüne dokunana dizi hala devam etmektedir. Eşsiz oyuncu kadrosu, mükemmel kurgusu ve konusu ile seyircinin heyecanını diri tutan dizi bazı kez eleştiri almış bazı kez ise övgü almıştır. Yine de sonlanmayan hala devam eden dizi atv ekranlarının en sevilen dizileri arasında bulunuyor.
Dizinin çekilmesi ile ekranlara yansıyan Hızır Çakırbeyli, Meryem Çakırbeyli aşkı gerçek hayata yansıması Oktay Kaynarca, Deniz Çakır aşkına dönüşmüştür. Büyük tepki karşısında maruz kalan aşk bütün hızıyla devam etmektedir. Dizi evliliği gerçek olma yolunda hızlı adımlarla ilerlerken dizi reytingi daha fazla artıyor. Bir çok dizi, film ve yarışma programında yer alan Oktay Kaynarca farklı dallarda ödüller alarak oyunculuğunu taçlandırmayı başarmıştır. Yine aynı şekilde dizide göstermiş olduğu performans karşısında ödüle layık görülen Deniz Çakır bu diziden hakkına düşeni alıyor. Şöhretine şöhret katan Oktay Kaynarca yeni projelere açık olduğunu gelen, gelecek olan tekliflere açık olduğunu açıklamıştı. Bundan da anlıyoruz ki Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz dizisi Oktay Kaynarca’ya uğurlu geldi. Her salı Atv ekranlarında seyircisi ile buluşmaya devam eden diziyi izlemek isteyenler salı akşamı saat 20:00’da ekran başında olabilir. Diziye bol reytingler diliyoruz…
Oktay Kaynarca, Deniz Çakır, Meryem Üzerli gibi bir çok ünlü ve bizler için değerli olan oyuncuların bir arada bulunup aynı dizi için çabalaması bizleri mutlu etmiyor değil.
Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz Detay: Kanal: Atv Yönetmen: Onur Tan Senarist: Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener Oyuncular: Oktay Kaynarca, Deniz Çakır, Sanem Çelik, Tarık Ünlüoğlu, Yunus Emre Yıldırımer, Ozan Akbaba, Meryem Uzerli, Yalçın Hafızoğlu, Sabina Toziya, Arzu Gamze Kılınç, Sevcan Yaşar, Kenan Çoban, Kazım Sinan Demirer ve Kemal Başar Tür: Aksiyon, Devlet, Mafya, Politik Süre: 120 – 130 dakika
fragmantv Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 15:58 fragmanlife Diriliş Ertuğrul Dizisi Konusu ve Oyuncuları

Diriliş: Ertuğrul dizisi, 2014 yılında seyirciyle buluşan bir dizidir. Yayınlandığı ilk günden bu yana büyük bir ilgiyle takip edilen dizinin yapımcılığını Tekden Film yapıyor. Trt1 ekranlarından yayınlanan ve her hafta reyting sıralamasında liderliğe oturan dizinin senaristi Mehmet Bozdağ. Diriliş: Ertuğrul dizisinin yönetmen koltuğunda Metin Günay oturuyor. Trt1’in başarılı yapımlarından olan Diriliş: Ertuğrul’da pek çok farklı mekan ve kıyafet ile başarılı bir yapım ekibi göze çarpıyor. Bu ekip her haftaya özel olarak hazırlanarak milyonları ekrana kilitliyor. Diriliş: Ertuğrul dizisi, oyuncu kadrosuyla da büyük bir ilgi topladı. İlk sezonundan bu yana sürekli olarak usta isimlerin ve beğenilen yüzlerin yer aldığı dizinin başrolünde başarılı oyuncu Engin Altan Düzyatan bulunuyor. Engin Altan Düzyatan, başrolü Kaan Taşaner, Esra Bilgiç, Hülya Darcan ve Didem Balçın’la paylaşıyor. Dizinin merakla beklenen ilk bölümü 10 Aralık 2014’te yayınlandı. İlk bölümüyle o hafta reyting sıralamasında 1. olan dizi, 2015 yılında “en iyi dizi” ödülüne layık görüldü. 2016 yılında ise “en iyi dizi” dalında ‘Altın Kelebek’ aldı.
Diriliş: Ertuğrul Dizisi Konusu:
Dizinin konusunu sezon sezon ayırabileceğimiz gibi, genel bir başlık altında da toplayabiliriz. Dizinin ana hikayesi, bir rüya ile başlayan ve rüya gibi bir 6 asır boyunca dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunu konu alıyor. Devlete ismini vermiş olan Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi’nin hikayesinin konu edinildiği dizide, Kayı Boyu’nun mücadeleleri ve hangi süreçlerden geçerek devletleştiği anlatılıyor. Kayı Boyu’nun bu süreçte yaşadığı zorlukları bileğinin ve imanının gücüyle nasıl aştığının anlatıldığı dizide, zengin karakter havuzu sayesinde hemen hemen döneme dair er ipucuna değiniliyor.
Dizinin ilk sezonunda Kayı Boyu’nun alplerinin Tapınak Şövalyeleri’ne ve diğer bazı bölgesel güçlere karşı verdiği mücadeleler anlatılmakta. Bir yandan yerleşilecek yurt bulma arayışı da bulunuyor. İkinci sezonda ise hikaye Moğollar ekseninde şekilleniyor. Meşhur Moğol istilalarının Anadolu’da bıraktığı izlere değiniliyor. Dizinin üçüncü sezonunda ise Kayı Boyu artık kuruluş temellerinin atıldığı Söğüt bölgesine yerleşmiş bulunuyor. Ertuğrul Bey’in önderliğinde, Candaroğulları ve Bizans’a karşı mücadeleye girişen boy, tüm mücadelelerden daha da güçlenerek ve büyüyerek çıkıyor.
Diriliş: Ertuğrul Dizisi Karakterleri – Oyuncuları:
Ertuğrul Gazi – Engin Altan Düzyatan:
Ertuğrul Gazi, ilk sezonda yer alan Kayı Beyi Süleyman Şah’ın ikinci evladıdır. Ertuğrul Gazi kendine has karakteristik özellikleri ile öne çıkar. Çocukluğundan beri korkusuz bir yiğit olarak yetişen Ertuğrul, cenge atılmaktan ve mücadeleden asla çekinmemektedir. Müthiş savaşma kabiliyeti, zekası ve cesaretinin yanı sıra oldukça duygusal ve merhametli bir yapısı da bulunmaktadır. Dizi boyunca bir hayalin peşinden gidecek olan Ertuğrul Gazi karakteri, izleyenlerin büyük beğenisi toplamıştır.
Gündoğdu Bey – Kaan Taşaner:
Gündoğdu, Süleyman Şah’ın bir diğer erkek evladıdır. Ertuğrul Bey ile zaman zaman anlaşmazlığa düşseler de kardeşliğin ve bir Beyoğlu olmanın gerekliliklerini her zaman yerine getirir. Karısı tarafından sık sık Ertuğrul’a karşı şişirilse de gerektiğinde sakin kalmayı ve mantıklı düşünmeyi iyi bilir. Ancak içten içe babasının kendisine olan güvenini kaybetmesinden de korkmaktadır. Büyük evlat olmanın sorumluluklarını taşımak zorundadır.
Halime Hatun – Esra Bilgiç:
Halime Hatun, hanedan soyundandır. Babası, kaçak bir Selçuklu şehzadesidir. Güzelliği ile herkesi etkileyen, temiz kalpli ancak cesur Halime Hatun, sarayda yetişmesi dolayısıyla pek çok sorunun üstesinden kolaylıkla gelebilmektedir. Zekası ve fedakarlığı ile nam salan Halime Hatun, Ertuğrul Bey ile birliktedir ve her daim onun en büyük destekçisidir.
Selcan Hatun – Didem Balçın:
Selcan Hatun, Gündoğdu Bey’in karısıdır. Babası ile aralarındaki husumetten dolayı Süleyman Şah’a karşı büyük bir kin duymaktadır. Onun bir an önce ölmesini ve obanın başına kocası Gündoğdu’nun geçmesini istemektedir. Sürekli olarak türlü oyunlar ile hem kendi başına hem de obanın başına belalar açmaktadır.
Süleyman Şah – Serdar Gökhan:
Kayı Boyu’nun akıllı, sabırlı, vefakar, anlayışlı ve tecrübeli beyi Süleyman Şah, verdiği kararlar ile boyu her daim başarılı bir şekilde idare etmiştir. Oğulları arasındaki tatlı sert rekabetin farkında olan Süleyman Şah, eşi Hayme Ana’dan aldığı destek ile her daim babacan bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hayme Ana – Hülya Darcan:
Hayme Ana, Kayı Boyu’nda herkesin büyük saygı duyduğu bir kadındır. Devlet gibi kadın deyiminin tam karşılığı olan Hayme Ana, kritik kararlar sırasında önemli bir rol oynamaktadır. Sabırlı, sevecen, merhametli ve her daim iyimser, umut dolu bir kadın olan Hayme Ana, kimin sorunu varsa koştuğu kişidir. Zaman zaman obayı idare edecek kadar önemli ve zeki biridir.
Turgut Alp – Cengiz Coşkun:
Turgut Alp, yürüdüğü yolda Ertuğrul’un en önemli yardımcılarındandır. Ketum kişiliği ile dikkat çeken Turgut, savaştan kaçmayan cesur bir karakterdir. Diğer Alplerden en büyük farkı, savaşlar sırasında balta kullanmasıdır. Ertuğrul Bey’e ve tüm obaya olan sadakati ve üstün yetenekleri ile nam salan Turgut, diğer bir yandan bir aşk, sevda adamıdır ve sevdiği kıza kavuşmayı beklemektedir.
Doğan Bey – Cavit Çetin Güner:
Alpler arasında çözüm odaklılığı ile bilinen en belirgin isimdir Doğan Bey. Tam bir görev adamıdır. Çok iyi bir dövüşçü olmasının yanı sıra iyi iz sürer, oldukça zekidir. Bamsı ile birlikte mizah dolu sahneleri de mevcuttur.
Bamsı Beyrek – Nurettin Sönmez:
Ertuğrul’un en güvendiği alplerden olan Bamsı, son derece iyi bir dövüşçüdür. Gözü kara bir şekilde atıldığı tüm mücadelelerden başarı ile çıkan Bamsı, aslında oldukça yufka yüreklidir. Saflığı ile ön plana çıkan Bamsı, çift kılıç kullanması ile de meşhurdur.
Gökçe Hatun – Burcu Kıratlı:
İlk sezondan itibaren karşımıza çıkan Gökçe Hatun, Ertuğrul Gazi’ye aşıktır ve onunla evlenmeyi beklemektedir. Ancak Halime Hatun’un beklenmedik bir şekilde obaya gelmesi ile onun da hikayesi tamamen değişir.
Korkut Bey – Hüseyin Özay:
Hayme Ana’nın erkek kardeşi olan Korkut Bey, görmüş geçirmiş tecrübeli bir Türkmen beyidir. Sabırlı ve çok düşünen yapısıyla dikkat çeken Korkut Bey, yaşının verdiği olgunluk ile hareket etmektedir.
Tuğtekin – Uğur Güneş:
Tuğtekin, Doğdurga Obası’nın beyi Korkut’un oğludur. Yani Hayme Ana’nın yeğeni, Ertuğrul Gazi ve Gündoğdu Bey’in ise dayı oğludur.
Candar Bey – Erden Alkan:
Candar Bey, Çavdaroğlu Obası’nın beyidir. Dönemin siyasi ve askeri tecrübesidir. Obasını ve ailesini mutlak bir hakimiyet ile yöneten Candar Bey’in en ufak bir başarısızlığa dahi katiyen tahammülü yoktur.
Ural Bey – Kürşat Alnıaçık:
Candar Bey’in en büyük oğlu olan Ural Bey, dizideki önemli savaşçılardandır. Bozkır kültürünü özümsemiş olan Ural Bey, Çavdar Obası’nın baş alpidir. Savaşlardaki cesareti ile nam salmıştır.
Çolpan – Gülçin Santırcıoğlu:
Çolpan, Ural Bey’in karısıdır. Aynı zamanda Karacahisar Kalesi’nin eski tekfurunun da kızıdır. Ural Bey’e olan derin sevgisi ile bilinen Çolpan, onun gittiği yolda her türlü desteği ona verir ve her daim arkasındadır.
Batuhan – Osman Albayrak:
Ural Bey’in en güvendiği yardımcısı olan Batuhan, acımasız ve korkusuz bir karakterdir. Ural Bey’e ölümüne bağlı ve sadık bir yardımcıdır.
Aliyar – Cem Uçan:
Candar Bey’in küçük oğlu olan Aliyar, abisinin aksinde daha çok ilimle ilgilidir. Dönemin mevcut bütün ilimlerine hakimdir. Aliyar, bu bilge kişiliği ile herkes tarafından saygı gösterilen bir kişidir.
Aslıhan – Gülsim Ali İlhan:
Candar Bey’in tek kızı olan Aslıhan, iki abisinden sonra en küçük çocuktur. Oldukça kibar ve niaf bir kişiliğe sahip olan Aslıhan, bu özelliklerinin yanı sıra çok da iyi bir savaşçıdır. Bu açıdan oldukça ilginç biridir.
Artuk Bey – Ayberk Pekcan:
Kayı Obası’nın fazilet sahibi, ahlaklı kişiliklerinden biri olan Artuk Bey, tıptaki bilgeliği ile tanınmaktadır. Tıp alanındaki ustalığı sayesinde obadaki hemen herkes ona büyük saygı göstermekte ve sık sık akıl danışmaktadır. Artuk Bey, obasına her daim sadık ve cesur biri olarak hizmet etmektedir.
Banu Çiçek – Ezgi Esma Kürklü:
Halime Hatun’un Dodurga Obası’ndaki yakın dostu olan Banu Çiçek, deli dolu bir kişiliğe sahiptir. Oldukça iyi bir savaşçı olan Banu Çiçek, Kayı Obası alplerinden Doğan ile evlenmiş ve Kayı Obası’na gelin gitmiştir.
Muhyiddin İbn Arabi – Osman Soykut:
Dizinin ilk sezonundaki sahneleri ile tüm izleyenlere manevi bir huzur dolduran İbn Arabi, kuruluş dönemindeki sancılar sırasında Ertuğrul Bey ve arkadaşlarına yardım etmiştir. Onları manevi kudreti ile destekleyen İbn Arabi, dizinin sevilen ve sahneleri beklenen bir karakteri olmuştur. Uhreviyatından kırıntılar ile Ertuğrul ve arkadaşlarına yol gösteren İbn Arabi, onları gerçek manada diriltmiş ve kendine getirmiştir. Bu açıdan, dirilişin mimarlarından biri olmuştur.
Afşin Bey – Turgut Tunçalp:
Pehlivanlığı ve savaşlardaki cesareti ile ün yapmış olan Afşin Bey, Ertuğrul ve arkadaşlarına önemli yardımlarda bulunmuştur. Tapınakçılara karşı verilen mücadelede gözünü sakınmadan öne atılan Afşin Bey, Selçuklu hanedanına duyduğu derin saygı ve sadakat ile de dikkat çekmektedir.
Kurdoğlu – Hakan Vanlı:
Kurdoğlu, Süleyman Şah ile birlikte obanın yönetiminde söz sahibi kişilerden biridir. Ancak zamanla Süleyman Şah’ın arkasından iş çevirmeye ve obanın başına geçmeye çalışır. Bu yolda tapınakçılarla bile iş birliği yapan Kurdoğlu, ihanetinin karşılığı olarak Kayı Obası’na Bey olmak istemektedir. Ancak Ertuğrul ve arkadaşları onun oyunlarını sürekli alt üst etmektedir.
Deli Demir – Mehmet Çevik:
Deli Demir, Kayı Obası’nda herkesin saygı duyduğu bir demircidir. Keskin kılıçlar yapması ve açık sözlülüğü ile tanına Deli Demir, oldukça cesur bir kişiliktir. Obasının geleceği için gözünü kırpmadan öne atılan Deli Demir, Süleyman Şah’a olan sadakatini asla terk etmemektedir.
Aykız – Hande Subaşı:
Aykız, iyi derecede ok kullanmakta ve yine iyi derecede at binmektedir. Demirci ustası Deli Demir’in kızı olan Aykız, Turgut Alp ile kavuşacağı günü beklemektedir. Turgut Alp ile Aykız’ın aşk hikayeleri, izleyenlere duygusal anlar yaşatmaktadır.
Titus – Serdar Deniz:
Titus, Tapınak Şövalyeleri’nin o dönemde çevirdiği tüm oyunları gözler önüne seren bir karakterdir. Dizi boyunca tek amacı Ertuğrul’un ve İslam aleminin yükselişini engellemek olan Titus, bu uğurda Halep Sarayı’na adamlar yerleştirmekten daha pek çok farklı şeye kadar türlü oyunlar hazırlar. Asıl hedefi ise Müslümanların Kudüs’e hakim olmasının önünü kapatmaktır. Bu nedenle sürekli olarak Müslümanları birbirine düşürür.
Diriliş: Ertuğrul Dizisi Detayları: Kanal: TRT 1 Yönetmen: Metin Günay Senarist: Mehmet Bozdağ, Atiila Engin Oyuncular: Engin Altan Düzyatan, Esra Bilgiç, Kaan Taşaner, Hülya Darcan, Kürşat Alnıaçık, Cem Uçan, Uğur Güneş, Serdar Gökhan, Didem Balçın, Cengiz Coşkun, Cavit Çetin Güner, Nurettin Sönmez, Barış Bağcı, Hüseyin Özay, Burcu Kıratlı. Tür: Aksiyon, Tarih Süre: 120 dakika
fragmantv Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]